Hukukun Kaynakları

Hukukun kaynakları, “asil kaynaklar” ve “tali kaynaklar” biçiminde bir ayrıma tabi tutulabilir. Ayrıca “Yardımcı kaynaklar” kavramı da bu ayrıma eklenebilir.


 

Asil Kaynaklar: asli kaynak deyiminden kasıt, hâkimin bir olayı çözüme bağlarken ilk olarak başvurağı kaynaktır. Bunların neler olduğu MK.md.1’de yer almaktadır. Her ne kadar adı geçen maddede sadece ‘kanun’dan bahsedilmekteyse de, bunun tüm yazılı hukuk kurallarını kapsadığı tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Buna göre hukukun asli kaynakları;

Kanunlar,

Kanun hükmünde kararnameler(Kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir kanunla yetki vermesi üzerine Bakanlar kurulu tarafından belli konularda çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır. Bunlar da kanunlar gibi Resmi gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girerler).

Tüzükler(Tüzükler (Nizamnameler), herhangi bir kanunun uygulanmasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek suretiyle Bakanlar kurulu tarafından çıkarılır ve Cumhurbaşkanı’nca imzalanarak kanunlar gibi Resmi gazete’de yayınlanır). Bu yüzden tüzükler de hukukun kaynakları arasında yer almaktadır.

Yönetmelikler (Yönetmelikler (Talimatnameler), bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarına ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak maksadıyla bunlara aykırı olmamak üzere çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.
Ör: Evlendirme yönetmeliği).

İçtihadi birleştirme kararlarıdır (İçtihadi Birleştirme Kararları benzer olaylarda bütün mahkemeleri bağlayan bir asli kaynaktır. Yargıtay’da Büyük Genel Kurul da denilen İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu ya da Küçük Genel Kurul dediğimiz Hukuk Genel Kurulu ya da Ceza Genel Kurulu tarafından alınır ve Resmi Gazete’de yayımlanır. Her iki genel kurulun aldığı kararın hukuki değeri aynıdır).

Tali Kaynaklar: Hukukunun tali kaynakları, hâkimin bir olayı çözüme bağlarken asli kaynaklarda bir konuya uygun bir kural bulamaması halinde başvurduğu kaynaklardır.

-Hukukun kaynaklarından bir diğeri ise Örf-adet Hukukudur(Örf ve adet hukuku(gelenek hukuku), medeni hukukun yazılı olmayan kaynağıdır. Örf ve adet hukukunu oluşturan kurallar, toplumda kendi kendilerini vücut bulurlar. Herhangi bir âdetin örf ve adet hukuku düzeyini ulaşabilmesi için bir takım unsurlar içermesi gerekir. Bu unsurlar maddi, manevi ve hukuki olmak üzere üç tanedir.

a) Maddi Unsur

Örf ve adet hukukunun maddi unsuru süreklilik ya da tekrarlanmadır. Âdetin sürekli (devamlı) şekilde uygulanması, belli bir olayda hep tekrarlanması gerekir.

b) Manevi Unsur

Örf ve adet hukukunun manevi unsuru, genel inanıştır. Diğer alelade âdetlerin örf ve adet hukuku kuralı olabilmesi için, kişilerin sürekli olarak tekrarlanmakta olan bu davranışa uymak zorunda olduklarına genel olarak inanmış olmaları lazımdır.

c) Hukuki Unsur

Hukuki unsur olarak isimlendirilen bu unsur da, maddi yaptırımdır. Uzun zamandan beri tekrarlanmakta olan ve kişilerin kendilerini ona uymaya mecbur hissettikleri âdetin aynı zamanda devlet gücüyle de desteklenmiş olması gereklidir. Örf ve adet hukukunun en önemli unsuru, hukuki unsurdur. Bu unsur bulunmadıkça ilk iki unsurun varlığı hiçbir anlam ifade etmez.

Hukukun kaynakları konusundan bahsederken örf ve adet hukuku kurallarını, etkili oldukları alan bakımından “genel örf ve âdet hukuku kuralları” ve “özel örf ve âdet hukuku kuralları” olmak üzere ikiye ayrılır:

Genel örf ve adet hukuku kuralları, ülkenin her yerinde bilinen ve uygulanmakta olan kurallardır. Örneğin, “Ortakçılık” doktrinde genel örf ve adet hukuku kurallarına örnek olarak gösterilmektedir. Ortakçılık da; inek, koyun, keçi, manda gibi hayvanlara sahip olan bir kimse onları bizzat besleyip bakmak imkanlarından yoksun ise, bunları bir başkasına bırakır. Ortakçı denilen bu kişi, hayvanları bizzat besleyip bakar ve yıl sonunda onlardan elde ettiği semerelerden bir kısmını hayvanların sahibine verir. Hayvanların yavruları ortakçıya ait olur; fakat ölen hayvanların yerine yenilerini koymak da ortakçıya düşen bir hükümdür.
Özel örf ve adet hukuku kuralları ise, ülkenin sadece belli bir görev veya bölgesinde veya belli bir meslek grubuna dahil bulunan kimseler arasında geçerli olan kurallardır. Örneğin sadece Ege bölgesinde, özellikle İzmir ve dolaylarında çok eskiden beri uygulanmakta olan “Paftos” ve “örfü belde” bu mahiyetteki örf ve âdetlerdendir. Paftos, başkasına ait bir arazide bağ yetiştirmek; örfü belde ise, başkasının arsasında bina inşa etmek ile ilgilidir.

Hakimin yarattığı hukuk (Hakim, Önüne gelmiş olan bir medeni hukuk anlaşmazlığını çözüme bağlı Mak üzere ilk önce yazılı kaynaklarda bununla ilgili bir hukuk kuralı diğer bir değişle hukuk kaynağı arayacaktır. Burada herhangi bir hüküm bulamadığı takdirde tali kaynaklara başvuracak, önce örf ve adet hukukunda bir kural arayacaktır. Örf ve adet hukukunda da anlaşmazlığı çözüme bağlanmaya yarayacak bir kural bulamazsa, “bu anlaşmazlıkla ilgili bir hukuk kuralı mevcut değildir” diyerek anlaşmazlığı bir sonuca bağlamaktan kaçınmayacaktır; zira kanun koyucu bu gibi hallerde ona bu anlaşmazlığı çözmeye yarayacak bir kural koyma yetkisini tanımaktadır. Hakim bu yetkiyi kullanacak ve koyacak kuralla anlaşmazlığı bir sonuca bağlayacaktır. Buna hakimin hukuk yaratması denir.)

Yardımcı Kaynaklar: Hâkimin uyuşmazlık çözümünde asli ve tali kaynakları uygularken isterse başvurabileceği kaynaklardır. Bunlar tek başına hükme esas olmazlar. Bunlar; yargı kararları ve bilimsel görüşler olarak sayılabilir.

Hukukun Dalları:
hukuk, kamu hukuku ve özel hukuk olmak üzere başlıca iki gruba ayrılmaktadır. Özel hukukun alt dallari; medeni hukuk, Borçlar hukuku, ticaret hukuku ve devletler özel hukukudur. Kamu hukuku ise, anayasa hukuku, idare hukuku, ceza hukuku, devletler genel hukuku, medeni usul icra-iflas hukuku, vergi hukuku olmak üzere çeşitli alt dallara ayrılmaktadır.

Teknolojik Deli

Montaigne'e çıraklık yapıyordum, kovuldum. Biraz okuduktan sonra neden kovulduğumu anlayacaksınız.