İdeal Birliktelikler ve Standart Yaşam

İdeal birliktekiler istiyor insan, ideal eşler, ideal bir yaşam. İyi bir eş; iyi bir iş. Her şeyin standardında makul ve mütevazı bir yaşam. Maceradan, stresten uzak bir yaşam. Ege’ye, bir sahil kasabasına yerleşip; işinde gücünde olan bir insan olmak istiyor kısaca. Ege, Akdeniz veya yeryüzünde herhangi bir yer. Tüm sıkıntılarından, stresinden uzakta, en uzakta nefes alacağı bir yaşam alanı.

Kendince umutlar beslemek, küçük hayaller kurmak bu dileğinizin gerçek olmasını meşrulaştırmıyor ne yazık ki. Hayat, siz ne kadar dileğinizin gerçek olmasını istiyor ya da onun için çaba gösteriyorsanız o sizden bir adım daha uzaklaşıyor, basamaklarına dikenler koyuyordu.

Halbuki zararsız, hiçkimsenin ses etmeyeceği hayaller kurmuşsunuzdur. İdeal birliktelikler istemekte, ideal bir iş istemek kime lüks gelebilirdi ki? Ama her zaman istediğinizin zıttını karşınıza çıkarıyor hayat. Siz Ege dedikçe o size İstanbul’u vermeyi istiyor. Siz ise mecburen bu kara yağız şehirde yaşamaya kendinizi mahkum ediyorsunuz.

Kaçıp kurtulmak için bir şeyleri olmamalı insanın. Bazen kendiniz değil de arkanızda bıraktığınıza üzülüyorsunuz. Kurtulmak bu şehirden, dünyadan da kurtulmak demekti. İstekler, en azından gerçekleşmeliydi; her istediğiniz değil de istediğiniz bir şey olsundu örneğin. Ama öyle zamanlar oluyor ki neyi tutsanız elinizde kalıyor. Böyle yaşanamazdı. Üstelik insan çaba gösterip, yoruluyorsa idealleri için bu dayanılmaz bir ağırlık oluşturuyordu omuzlarımızda.

Her neyse demelere alışmışsanız eğer; eğer her tutunduğunuz dal elinizde kalıyorsa; eğer diz çabalayıp hayat size ikramını sunmuyorsa en azından sığınacak birilerini bulun. Birileri, en yakınınız; en uzak hissettiğiniz birileri.