İktidarın Olduğu Yerde Direniş de Vardır

İtalyan Marksist düşünür Antonio Gramsci‘nin ”direniş” kavramına kattığı farklı bakışının en can alıcı sözü. Direniş kavramı üzerinde bildiğimiz üzere iki temel görüş vardır. İlki direnişin bir hak olmadığı ve bu yüzden onaylanmaması gerektiğine inanan düşünürler etrafında toplanan fikirlerdir. Bu düşünürler aynı zaman da direnişin bir hak olduğuna dair şüphelidirler. Thomas Hobbes ve Niccolo Machiavelli gibi realist-materyalist fikir adamları bu görüşün ünlü temsilcilerindendir. Öyle ki ”herkesin herkese karşı savaşına yol açacağını” savundukları direnişi kabule yanaşmamışlardır.

Öte yandan direnişin bir hak olduğunu savunan ve direnişin meşru olması gerektiğini ifade eden düşünürler ve bu fikir etrafında toplanan bireyler de vardır. Bu görüş kısaca tanrısal iradenin sınırlarını aştığı ve başkalarının haklarını ihlal ettiği sürece direnmenin doğal bir hak olduğunu öne sürmüştür. Antoino Gramsci de bu düşünürler arasındadır. Kısaca Gramsci’nin iktidar-direniş kavramına bakışı şu şekildedir:

Gramsci direnişi, sivil toplumda hegemonya mücadelesinin, insanların zihninde taşındığını ve bunun da zamanla topluma evrildiğini varsaymıştır. Gramsci aynı zamanda “İktidarın olduğu yerde direniş de vardır” sözüyle direnişin doğal bir hak olduğunu dile getirmiştir.

Günümüzde, direnme hakkı veya direniş hakkı İnsan Hakları Bildirgesinden bu yana en tabi haklar arasında yer almaktadır. Direnişi, tarihsel süzgecinden geçirip değerlendirdiğimizde ana hatlarıyla ikiye ayrıldığını gözlemliyoruz: Dinsel ve Politik.

Dini gerekçeli direniş, özünde dini ve milli değerlere ve bu değerlerden türeyen tüm tutum ve davranışların korunması ve muhafaza edilmesine yönelik direnişlerdir. Politik tabanlı direnişler ise iktidarın hukuki olmayan ve keyfi uygulamalarına karşı geliştirilen kontra bir eylemdir. İşte tam da bu noktada Antoino Gramsci’nin ”İktidarın olduğu yerde direniş de vardır” sözü devreye giriyor. Yani bir direniş, hukuki ya da despot; demokrat ya da monarşik, bir üst otoriteden kurulu oligark bürokrasisinin olduğu, yani devlet emaresinin aşikar olduğu bir sistem ya da konjonktürde ”direniş’ en tabi haktır ve kaçınılmaz.