İnternet Bağımlılığı

E-spordan internet alışverişine; E-devletten, E-okula kadar hemen hemen hayatımızı sanal alemden idame ettirmemizi kolay hale getiren türlü alternatif yollar ve methodların keşfedildiği ve keşfedilen bu yollara her geçen gün bir başka yenisinin eklendiği bir yüzyılın içerisindeyiz.

İletişim çağının hızlı yükselişini en azından çoğumuz yakından hissediyor ve bu yükselişi de yine çoğumuz yakından takip ediyoruz. İnternetin hayatımıza girmesinden sonra aslında birçok şeyin değiştiği de apaçık ortada. Bağımlılık derecesine varan bu internet tutkunluğu, insanları hantal bir yapıya sürüklemekte ve internetin farklı mecralara yönlendirmesi de yine insanların hayatı yorumlama biçimlerini “kolaylıktan” çok bir yaşam şekline dönüştürdü.

Artık pek çoklarımız için internetin vazgeçilmez bir hızlandırıcı olduğu, yadsınamaz bir gerçektir. Hayatın yorumlanma ve anlama algısını radikal bir değişikle alaşağı eden internetin hepimizin bildiği üzere pek çok zararlı yan etkileri de var.

Sanal ortamda büyütülen ve sana ortam üzerinden devam eden hayatın, gerçek yaşamdan oldukça farklı ve biçimsel olarak ayrı yapıda olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin internetin tutkunları için bir başka dünya vaat etmesi ve bu dünyanın kendileri için vazgeçilmez olduğunu hissettirmesi, onun yokluğunda varlığını aradığımız bir yapıya dönüştürdü.

Oyun bağımlılarını buna örnek verecek olursak, bir başka dünya yaratıp o dünyanın gerçeklikleri ile reel hayatın salt gerçekliğini karıştırmaları gibi büyük bir yanılsama var. E-sporun, futbol, basketbol ve diğer geleneksel birçok sporun önüne geçeceği, birçok uzman tarafından kabul edilir bir konumda. Çünkü kitle öylesine büyük ki uzmanlar bu yorumu yaparken en ufak bir tereddütte bulunmayıp sonucu söyleyebiliyor.

En azından E-sporun dışında da böyle akışkanlıklarımız var olduğunu fakat ilgi derecesinin bu denli yüksek olmadığı alanlar da var. Her şeyin internet üzerinden yapıldığı bir dünya var önümüzde. Örneğin bir devlet dairesine gitmek zorunda kalmıyoruz ufak belgeler için. E-devlet bize bu imkanı sağlamış.

Öte yandan E-devlet gibi büyük bir kolaya alışkanlık da sanal alışverişler. Ürünü mağazaya gidip denemek istemiyoruz, internet üzerinden almayı gerekirse yine internet üzerinden değiştirmeyi umuyoruz. Çünkü mağazaya gitmek gereksiz ve bir külfet haline gelmiş.

Aynı zamanda Home-Ofis tarzı işlerin de arttığını varsayarsak insanların dışarı çıkmaları için herhangi bir rasyonalite yok. İnsanlar evden dışarı çıkmadan da tüm işlerini halledebilir durumda. Acıkırsa yemeğini Yemeksepetinden söyleyecek, Alışverişini küresel çaptaki mağazaların İnternet sitelerinden yapacak, belgeleri E-devletten alacak ve işini de Home-Ofisin sunduğu imkanın neticesinde evinden gerçekleştirecek.

Peki böylesine bir yaşama, nasıl bir hayat tarzını ortaya çıkarıyor. Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi tam anlamıyla “sedanter yaşam tarzı”. Birey, örneğin bir koltuk üzerinden kalkmayıp gününü sadece o koltuktan birkaç kalkmak sureti ile bitirebiliyor. Sosyallik, spor ve türlü geleneksel aktiviteler ise askıda kalıyor. Ve tabi hareketsizlikten kaynaklanan hastalıklar ve dengesiz yaşam ağır hastalıklara açık kapı bırakıyor.