İşe Geç Kalmak

Hayatın her anında olduğu gibi iş hayatında da geç kalmamayı bir türlü kendine düstur edinememiş biri olarak söylemeliyim ki her türlü geç kalmanın iyi olmadığı gibi işe geç kalmanın da herhangi bir iyi tarafı yoktur. Belirli yaptırımlarla ve negatifliklerle karşılaşma ihtimalinizin yüksek olduğu geç kalmalar, çoğunlukla iki tarafı da olumsuz etkiler. Hem geç kalan kişi hem de geç kalınan yer, geç kalma eyleminden olumsuz yönde etkilenebilir. Şöyle ki;

Eğer işe geç kalmışsanız, bir düzene sonradan dahil olmuş hissedersiniz ki bu her şeyde olduğu gibi biraz tuhaf bir histir. Standart performansınızdan öte bir performans sergilemek zorundasınızdır ki bu aslında standart performans dediğimiz noktaya asla erişemeyecek kadar ham uğraşlardır.

Öte yandan geç kalınan yerde herhangi bir otorite olarak kabul edilmemiş ya da müsamaha hakkı kazanamamış biri iseniz geç kalmanızın kredisi çabuk dolar. Tolere edilebilir bir durum mudur? Elbette ki geç kalmaktan hele ki büyük şehirde gayet tabi bir durumdur. Fakat iş düzeninin istediği, geç kalmayacak şekilde evden çıkmaktır. Örneğin işiniz 8.30’da ise sizden işe 7.00’da çıkmanız istenir; olası bir geç kalmayı önlemek için. Tabi ki İstanbul’da ve orta mesafelerde.

Aynı zamanda geç kalmanın psikolojik etkisi, standartın üstünde bir performans sergileme zorunluluğundan da öte bir yerde, insanı etkileyen bir durum haline gelmiştir. Özellikle geç kalmayı gelenek haline getiren bireyler için hiçbir şeyi, hiçbir zaman yerinde ve zamanında yapamama korkusuna sebep olan geç kalma, bireylerin işte de verilen görevleri tam anlamıyla yerine getirememe endişesine kapılmasına neden olur ki bu çalışanların üzerinde ağır bir yük demektir.

Geç kalmanın doğuracağı engelleri aşmanın en iyi yolu, hayatı yeniden deforme etmek ve yeniden yorumlamaktır fakat bu zordur. En makul yolu ise çalışılan yerdeki otoriteyi sağlamlaştırmaktır. Bu sayede tolere ve müsamaha yolları size yeteri kadar açılmış olur.