İslamiyet Öncesi Türk Devletleri’nde Madencilik

İslamiyet öncesi Türk Devletleri’nde diğer sanat dalları ve alanlara göre en fazla gelişim gösterilen yer madenciliktir. Eski Türk Devletleri’nde madencilik, çeşitli nedenlerden dolayı zengin bir alan haline gelmiştir. Bunda ektili olan faktör ise yine Türklerin göçebe yaşam şeklinden kaynaklanmaktadır. Göçebe yaşam tarzının getirdiği zorluklar, daha sağlam araç ve gereçlerin yapımını zorunlu kılmıştır. Öte yandan Türklerdeki savaşçı ruh, madencilik alanının gelişmesinde önemli rol oynayan bir diğer etkendir. Kılıç, yay, ok, mızrak gibi savaş aletlerinin yapımı için başta demir gibi madenler gerekmiş, sonrasında da madencilik Türk Devletleri’nde gelişim göstermiştir. Daha önceki yazılarımızda İslamiyet öncesi Türk Devletleri’nde Heykelcilik ve mimariden söz etmiştik. Bu yazımızda ise kısaca İslamiyet öncesi Türk Devletleri’nde madencilikten söz edeceğiz. 

İslamiyet Öncesi Türk Devletleri’nde Madencilik 

Türklerin maden sanatındaki ilk örnekleri altın, gümüş, demir ve bronz gibi madenlerden elde edilmiştir. Eski Türkler hem kendi dönemlerinin hem de dünyanın en iyi demir-çelik işletmecisi olarak bilinirlerdi. Hatta İskitler, madencilikte ileri gitmişler ve “Bozkırın Kuyumcuları” adı ile tanınmışlardır. İslamiyet öncesi Türk Devletleri’nde demircilik, milli sanat olarak kabul edilmiştir. 

Altay Türklerinin demircilik alanındaki ünleri, yakın zamana kadar devam etmiştir. Ruslar, Deli Petro zamanında Altay Türklerinin yaşadıkları yerleri işgal ettiklerinde buraya Demirciler Aladağı adını vermişlerdir. 

Ayrıca Essik Kurganında bulunan Altın Elbiseli Adam Zırhı, önemli Türk maden işlemeciliği ürünleri arasında yer almaktadır. Altın Elbiseli Adam Zırhı, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde de bir ay kadar sergilenmiştir. 

Orta Macaristan’da ele geçirilen Miklos Hazinesi de Peçeneklere ait olduğu, aynı zamanda Rusya’da bulunan Perescepine Hazinesinin de yine Peçeneklere ait olduğu sanılmaktadır. 

Öte yandan dünyanın ilk halısı olarak kabul edilen Pazırık Halısı da Hunlar’a ait olup Kazakistan’ın Alma Ata şehrinde bulunmuştur. 

Ergenekon Destanında da yine Tatar saldırısından kurtulan İl Han’ın oğlu Kıyan (Kayı) ile eşinin dağa sığınması ve sayılarının artması sonucu dağdan çıkacakları zaman yol açmak için madenin (demirin) eritilmesi aktarılmıştır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir