Kınamak Nedir?

Ayıplamak, ya da bir başkasını yaptığı, söylediği ya da düşündüğü şeyler nedeniyle onun hakkında kötü şeyler söylemek, “iyi ki ben öyle değilim” diye içten geçirmek “kınamak” olarak adlandırılıyor.

Kınamak, eğer bana kalırsa, insanın ister istemez yaptığı ve en azından içinden geçirdiği bir şey. Zira insan, kendisinden uzak bir yaşamı benimseyen insanlara karşı sürekli bir önyargı içindedir. Bu önyargı, insanda ne okumayla ne de kültürel birikimle giderilebilir. Önyargı olduğu müddetçe kınamaktan da bahsedilebilir.

Kınamak, özetle insanın her daim yaptığı ve yapacağı bir şey. Kendimizden olmayan birilerini ya da kendi yaşantımıza uzak ve ters düşen kimseleri yadırgarız ve “kendi yaşam alanımızı güvenli kılmak için” onlardan uzak durmaya çalışırız. Fakat insanın kınadığı şeylerin başına gelmesi gibi kötü bir talihsizliği vardır. Kınadığınız her şeyin büyük ya da küçük bir tezahürünü kendi çevremizde görmek mümkün. Zira kınadığımız şeyler, bir gün muhakkak karşımıza çıkıyor.

Bu insanın istemediği bir şey ama “insanın sevmediği ot, burnunun dibinde çıkarmış” diye bir söz vardır ya insan neyi sevmese karşısına o çıkıyor. Örneğin her ne kadar dağınık olan birilerini sevmeseniz de hayatınızda önemli bir yere sahip olan birileri hep “dağınık” oluyor. İnsan, gerçekten de kınadığını yaşamadan ölmüyor.

Kınamak yanlış diyebiliriz ama kınamayın da diyemeyiz. Zira insan ister istemez birilerini ve bir şeyleri kınıyor. Kendisine sürekli bir şeyleri uygun görmüyor. Bunun müspet bir çözümü olsaydı elbette ki önyargının da kesin bir çözümü olurdu. Ama önyargı, her ne konuya olursa olsun, henüz aşılamamış büyük bir sorunsal.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir