Kısaca Keşmir Sorunu Nedir? Nasıl Ortaya Çıktı ve Nasıl Çözüldü?

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi’nde Yumuşama Döneminde yaşanan önemli olay ve gelişmelerden biri de sömürgeciliğin sona ermesidir. Bu dönemde hem Asya’da hem de Afrika’da çeşitli ülkeler, sömürgeci devletlerden bağımsızlığını kazanmışlar ve kendilerine bir devlet kurmuşlardır. Fakat sömürge devletleri, emperyalist devletlerin tahakkümü altından çıktıktan sonra gerek iş işlerinde gerekse dış işlerinde istikrarlı bir siyasi ve ekonomik politikalar sürdürememiştir. Bunlardan biri de Keşmir Sorunu olmuştur. Bugün hala devam eden bu sorun nedir? Sorun neden kaynaklanır? 

Keşmir Sorunu Nedir? 

Pakistan ve Hindistan’ın 1947 yılında İngiltere’den bağımsızlığını elde etmesinin ardından Keşmir halkı için yapılan mutabakata göre halk, seçim hakkını Müslüman Pakistan’dan yana kullanmıştır. Fakat Hindistan’ın alt kıtasında yer alan Müslüman bölgeler gibi Keşmir’in de Pakistan’a katılması gerekiyordu. Keşmir’in yöneticisi olan Mihrace Hari Singh’in bölgeyi para karşılığında Hindistan’a satması ve akabinde İngiltere’ye kaçması sonucu eylem gerçekleşmemiştir.

Ekim 1947’de Pakistan’a bağlı güçlerin Keşmir’in bir bölümünü Srinagar’a kadar işgal etmesi üzerine Hindistan’a bağlı güçlerin bugün hala Hindistan işgali altında bulunan ve Keşmir’in yazlık başkenti olan Srinagar’ı işgal etmesi ile bir kontrol hattı şeklinde bugünki sınır ortaya çıkmıştır. 

Böylece Keşmir Bölgesi, Pakistan’ın elinde bulundurduğu ve Keşmir’in yaklaşık %30’unu oluşturan Azad Keşmir ve kalan kısmı işgal eden Hindistan kontrolündeki Keşmir Vadisi, Jammu ve Ladakh olmak üzere ikiye bölünmüştür.

Hindistan ve Pakistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin aracılığıyla 10 Ocak 1966’da Taşkent Deklarasyonu’nu imzalamış ve 1965’te yapılan savaştan önceki sınırlarına geri dönmüştür.

Kısaca Keşmir Sorunu, yukarıda belirtilenler ışığındadır. Keşmir Sorunu her ne kadar hukuki olarak sona ermiş olsa da kültürel anlamda hala devam etmekte ve iki ülke arasında ciddi krizlere neden olmaktadır. Krizin bu denli büyük ve önemli olmasında din faktörü ön plana çıkmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: