Konuşmadan Anlaşabilmek Gerekir

Bazı şeyler söylenmeden de anlaşılabilmeli. Her şeyi söyleyerek anlatmak insanı bir süreden sonra yorabilir. Konuşmadan derdini anlatmak, sıkıntısını gidermek insanı çok daha mutlu eder. Söylemek ise bazı zamanlar gereksiz bir eylem olarak tasavvur edilebilir. Neden bazı zamanlar sıkıntılarımızı konuşmadan anlatmak, karşı tarafın da konuşmamıza gerek duymadan bizleri anlamak isteriz?

1-) Konuşmak yetersiz kaldığında

Bu durumda olan insanlar ‘halimden anla artık’ der gibi bir havaya bürünürler. Omuzlar çökmüş, bakışlar donuklaşmış, göz altları nemlenmiş haldeki bir insanın daha fazla bir şeyler anlatmaya ihtiyaçları yoktur. Ufak bir kafa sallamasıyla gelen ‘anlıyorum’ ifadesini almak isterler kimi zaman. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı durumlar olur hani o zamana kadar keşfedilmemiş bir kelime bulup ağırlığınca o duruma yakıştırmak istersiniz ama ne kendi haznenizde ne de tüm dillerin haznesinde o durumu açıklayacak bir kelime henüz bulunamamıştır. En iyisi susmak deyip sükuta erersiniz. Mesela milli maçlarda ya da Türk kulüplerinin Avrupa maçlarında, rakipten gol yiyince spikerin hiçbir şey söylememesi gibi.

2-) Durum, izahı gerekli kılmadığında

Başımızdan öyle şeyler geçer ki apaçık ortadadır; neden olduğu, nasıl olduğu bilinir ve bu anlarda insanlar başka bir açıklamaya ihtiyaç duymazlar. Çünkü izah, durumun ciddiyetini ya da doğallığını ortadan kaldıran bir unsurdur. ‘Oldu işte’ deyip işin içinden çıkmak istersiniz. Ne yazık ki ülkemizde en çok karşılaşılan vaka örneklerinden biri de budur. Örneğin talihsiz bir trafik kazası geçirdiniz ve olaydan hasbelkader yara almadan kurtuldunuz ve olayın artık unutulup gitmesini istiyorsunuz. Fakat dış çevredeki bazı kişiler size sürekli nasılını ya da nedenini soruyor. Bu durum asabiyetle karışık sorgulama barındırır ve kişiyi ciddi derecede rahatsız eder.

Bu iki durumda da rahatlıkla görüldüğü üzere konuşmak kimi zaman gereksiz, kimi zamanda bir şeyleri özetleyememek olarak karşımıza çıkar. Bu durumlarda gereksiz sözcükler sarf etmek yerine susmayı tercih etmeli, sükutun tadını çıkarmalıyız. Örneğin halı desenlerinin anatomisini incelediğimiz o karne günlerinde konuşmak gereksizdir. Konuşursanız belki daha da kötü sonuçlar olacak olayları iyice batırmış olacaksınız. İşte o anlarda sessiz kalmanın keyfini çıkarmalıyız. Her şeyin izahı sözle değil, bazen de sükutla olur.

Bazen bir bakış, binlerce kelimenin bir araya getirilerek oluşturamadığı bir emir kipini anında meydana getirebilir. Bazen bir kafa sallama işareti o zamana kadar kullanılmış tüm güzel sözcüklerden daha anlamlı bir hale bürünebilir.