Monroe Doktrini Nedir? Esasları Nelerdir?

Amerika Birleşik Devletleri’nin siyasette tarafsız kalma, kendi yağında kavrulma ve yalnızlık politikası olarak öne çıkan, yorumlanan Monroe Doktrini, ABD başkanı James Monroe tarafından kongreye sunulmuş ve onaylanmıştır. (2 Aralık 1823)

Amerika Birleşik Devletleri’nin 5. başkanı James Monroe

Gerek siyasi gerekse ekonomik anlamda kendi kendine yeterlilik prensibinin, yani otarşik sistemin hakim olduğu Monrroe Doktrini’ni daha iyi anlamak için Otarşi kavramına yakından bakalım;

Otarşi Nedir? Otarşik Devlet Ne Demek?

İç işlerine öncelik veren bu doktrinde dış politika ikinci plandadır. Amerika Amerikalılarındır sözünün dış politikada vücut bulmuş hali olan doktrinin ortaya çıkış hikayesi şudur;

1815’te Fransa’nın işgalinden kurtulan İspanyolların Fransız İhtilali ve Amerikan Bağımsızlık Savaşları‘ndan etkilenen Güney Amerika sömürgeleri bağımsızlıklarını elde etmek için ayaklandılar. İspanyolların tek başına isyanı sonlandırmaları mümkün değildi çünkü savaştan yeni çıkmış ve bölgedeki hakimiyetleri gittikçe azalmıştı. Diğer Avrupa devletlerinden yardım talebinde bulunan İspanya’ya Rusya, İngiltere, Avusturya ve Prusya‘dan oluşan Kutsal İttifak hemen destek vereceklerini açıkladılar. İspanya’ya yardım etmek ve bölgedeki hakimiyetlerini tekrar sağlamasını sağlamak Kutsal İttifak’ın amaçladığı asıl gaye değildi. Bu bulunmaz fırsat sömürgelerin üzerine konmak ve zaten yayılmacı politika izleyen bu devletlerin alanlarını daha da genişletmesine sebep olacaktı. Tam bu noktada Amerika içerisinde Avrupa’da meydana getirilen bu ittifakın lehinde olmayan bir düşünce ortaya çıktı. Kendilerini kesinlikle emperyalistlerin kirli oyunlarının bir tezgahı yapmamaya kararlıydılar. Daha sonra Amerika Birleşik Devletlerinin beşinci başkanı olan James Monroe kongreye bir önerge sundu. Sunulan bu önergeye göre Amerika bu duruma çok karşıydı ve işgal kesinlikle söz konusu olamazdı. Doktrin genel hatlarıyla şöyledir;

* Amerika, Avrupa siyasetine karışmamayı, Avrupa’nın da Amerika siyasetine karışmaması halinde temin eder. Amerika’nın Avrupa üzerinde hiçbir siyasi emeli olamaz.

* Şayet Avrupa uyarılara rağmen sömürgeler elde etmek için birbirleriyle yarışa girerse karşılarında Amerika’yı bulacaklardır.

Monroe Doktrinini anlamak için izolasyonizmi kısaca bakmakta yarar var;

İzolasyonizm Nedir?

Doktrin ayrıca şu üç hususu da öngörüyordu;

* Emperyalist güçlerin Amerika kıtasında Yen’i sömürgeler ve koloniler kurmalarını engellemek.
* Alaska’yı elinde bulunduran Rusya’nın daha Güney’e inmesini ve böylece bir tehdit olmaktan çıkmasını sağlamak.
* Avrupa’da meydana getirilen Kutsal İttifak (İngiltere, Rusya, Prusya ve Avusturya) ile Güney Amerika’daki bağımsızlık hareketlerinde bulunan halkı sindirmek.

Bu tehditler Avrupa’nın geri adım atması için yeterli oldu. İspanyol sömürgesi olan Güney Amerika halklarının tümü 1820-30 yılları arasında bağımsızlıklarını elde ettiler. Amerika böylece yeni kurulmuş bir devlet olarak düşünürsek dünya siyasetindeki ilk ciddi ve ses getiren adımını atmış oldu. Monroe Doktrini uzun yıllar boyunca Amerika’nın dış siyasetteki altın ilkesi oldu.

Amerika bu doktrine uzun süre sadık kaldı fakat tümüyle bu doktrinin esaslarını yerine getirmedi. İkinci Dünya Savaşı, Monroe Doktrini’nin resmen bitişi olmuştur. 1823’ten İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan bu süreçte Amerika’nın oldukça büyük iki çelişkisi olmuştur;

* Sömürgeciliğe karşı çıkış Monroe Doktrini’nin özünü oluşturan ana neden olmasına rağmen Amerika bir emperyalist devlet gibi Hawai Adaları‘nı eyaleti olarak kendisine dahil etmiştir.

* Wilson İlkeleri ile Avrupa siyasetine her ne şekilde olursa olsun karışmama teminatı veren Amerika bu sayede Avrupa siyasetine fiili olmasa da resmen karışmıştır. (ABD başkanı Wilson, yayınladığı bu ilkelerle tüm dünyada dikkatleri çekmiş fakat 1920 seçimlerinde seçimi kaybetmiştir.

* Uzakdoğu’da Çin ve Japonya ile uzun süren çekişmelere girmiş ve iki dünya savaşı arasında dahi bu politikadan giderek uzaklaşmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya’nın Pearl Harbour Baskını, Amerika için resmen bu politikanın bitişi olmuş ve Amerika savaşa dahil olarak emperyalist hedeflerini gerçekleştirmeye başlamıştır. (Pearl Harbou Baskını’na Amerika’nın bilerek göz yumduğu da söylenir)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: