Mütevazı Yaşama İsteği

Hayaller hep pahalı olmak zorunda değiller, hayaller her zaman ulaşılmaz ütopik masallar olmak zorunda da değiller hem. Hayaller bazen mütevazı bir yaşama isteğini doğuruyor kendi içinde. Hayal dediğimiz illa ulaşılamaz olan demek değildir ki. İyi bir iş, iyi bir eş ve standart bir yaşam olsun ister bazen. Ne çok zengin olmayı ne de çok fakir olmaya zorlar hayallerini. Ve bazen standart olmak, mütevazı hayaller peşinde koşmak da ulaşılamaz oluyor ne yazık ki.

Çok şey istemiyorum dersiniz, hayatımda sadece şunlar ve şunlar olsun başka bir şey istemem dersiniz ama bakarsınız ki onlar da olmamıştır. Küçük hayallerin gerçekleşmemesi, küçük hayallerden dolayı hayal kırıklığına uğramak ise çok acı. Evet, fazla bir şey istemediniz; ne yat, ne kat ne milyon dolarlar. Fakat düşlerde az istedim olur diye bir ölçüt yoktu ne yazık ki, gene ne yazık ki.

Mütevazı bir yaşamı kim istemez ki diye düşündüğüm anlarda ‘yok’ diye iç geçirdim. Her insan mütevazı bir yaşamının olmasını istemezdi. Mütevazı yaşamak, büyük değil küçük hayalleri olmak bir ‘fıtrat’ meselesiydi. Yaratılış. Her insan aynı hayale sahip olamıyor. Örneğin anlaşabildiğiniz veya bir ömür boyu birlikte olmaktan hiç sıkılmayacağınız bir eş, sizi hayata küstürmeyecek bir iş ve başınızı sokabileceğiniz bir ev ne kadar da ulaşılması kolay bir hedef gibi geliyor. Halbuki imkansıza ulaşmak ile standardı yakalamak arasında hiçbir fark yoktu. Eğer bir şeyi düşlüyor ve o şeyin olmasını her şeyden çok istiyorsanız o şey olmuyordu. Ancak hevesiniz kaçtığında, gelmesini istemediğiniz anlarda geliyor ve o zaman bir burukluk oluşuyor  insanın içinde.

Allah mütevazı hayallerden ayırmasın.