Gece Bekçileri

Hayatımın yatılı bir Kur’an kursunda geçen döneminde, benim için çok büyük problem olan bir durumdan bahsedeceğim bugün. Beni tanıyanlar bu meselenin uyku ile alakalı olduğundan şüphe duymayacaktır. Lakin birçok insanın aksine benim sorunum çok uyumaktan yana değil, uyuyamamaktan yana.

 

Çıtkırıldım bir uykuya sahip olanlar için, böyle toplu ortamlarda kalmak hayli zordur. Üstelik kapı ve duvar yalıtımının iyi olmadığı yerlerde, dışarıdan gelen her ses iç dünyanızda devleşir. Öğlenleri dinlenmek istediğinizde, alt sınıftaki teyzelerin talimi çin işkencesini aratmamaktadır. Bir de odaya her giren-çıkanla uykunuzun dağılması kaçınılmazdır. Bu durum öğlen uykusunun yanı sıra, ki bu uyku hafızlıkta önemlidir, geceleri en sinir bozucu tarafıyla karşımızda belirir. Koridordan gelen ışık, yatakhanedeki fısıldaşmalar, hocaların gür sesleri buna sebep olabildiği gibi ileri aşamalarda horlamalar bile uykuyu bölmeye sebeptir. Bazı geceler ise hiçbir sebep olmadan uyku, koşar adım uzaklaşır. Gece boyunca hiç uyuyamadığıma birçok kez şahit oldum. Herkes uyurken, yatakta döne döne çarşafı aşındırmak fena halde sinir bozucudur. Bu sürtünme kuvveti neticesinde açığa çıkan ısı enerjisi de, insanı bunaltmaya başlar. İlerleyen saatlerde kafamın içinde adeta bir panayır kurulur, uykum kaçtığında. Alakasız konular birbiri ardınca sıralanır. O düşünceden, bu hisse; bu histen, şu anıya atlar dururum. Biraz da şu yanıma doğru uyuyamayayım diye denemeler gerçekleştiririm. Bu alanda türlü dualar, sureler, tesbihler size eşlik eder. Uyumak için dua ettiğim bir dönemden geçmek hayli ilginçti aslında. Bu esnada ortamda neler olup bittiğini gözlemlemek de kaçınılmazdır. Kimlerin horladığını en iyi siz bilirsiniz. Hatta hangi horlama, kime ait tonlamasına kadar ezberinizdedir artık. Ve kimler fısır fısır konuşur, kimler yatakhaneye geç saatte gizli gizli gelir… Kim hangi kitabı okur, kim günlük tutar… Aslında uykusuzluk böyle ortamlarda, insanlar hakkında daha fazla fikir edinmenizi de sağlar. Uykunun geri gelmeyeceğini anladığınızda büyük bir yorgunluk ve kabullenmişlikle sabah olmasını beklersiniz, çaresiz. Böyle bir gecenin ardından gün içinde gergin olmak, yüksek ihtimalli bir sonuçtur. Fiziksel olarak, özellikle göz altlarınızda uykusuzluğun kendini ele veren alametleri görülür. Bazen de aksine çok enerjik hisseder insan. Sanki geceyi uykusuz geçiren kendisi değildir. Evet, tabi olumlu yanları da vardır hafif uykunun. Mesela herkesten önce abdeste koşar, sıra beklemezsiniz. Kahvaltıya erken çıkar tüm besinlerden faydalanırsınız. Derse erken girer, ezber sırasında başlarda olursunuz. Alarmı ertelemek, hayatınızda nadiren yaptığınız bir eylemdir. En önemlisi de sabah saatlerinde gideceğiniz yerlere geç kalmazsınız. Son olarak, benim gibi, hafif uyku sahiplerini sorumluluk açısından irdeleyeceğim. Çünkü genelde gece yatarken bu kişilere, ağır uykulular tarafından “beni mutlaka şu saatte uyandır” diye ultimatom verilir. Çıtkırıldım uyku sahipleri bu zorlu görevi kahramanca üstlenirler. Öyle ağır uyku sahipleri vardır ki, onları uyandırmak için bir senfoni orkestrası getirsek fayda etmeyecektir. Bu kişilerin sürekli kontrol altında tutulması, belirli aralıklarla tepelerine çökmek suretiyle, uyanık tutulmaları gerekir. Yataklarından kalkana kadar bu adımlar tekrar edilir. Siz yine de bu aşırı ağır uykuya sahip insanlara, “nasılsa uyandı” diye güvenip arkanızı dönmeyin. Çünkü geri dönüp baktığınızda onları tekrar yorganın içine gömülü bulabilirsiniz. Netice olarak hafif uykulu gece bekçileri olarak, olumlu olumsuz özelliklerimizin yanı sıra toplumsal bir faydamızın da olduğunu söylemek sanırım böbürlenmek olmayacak. İyisi mi uykunuz mutedil olsun dostlar!

illegalHafiz

bir takım tanıklıklar