Narsist Kişilik Nedir? Sunset Bulvarı Filminin Analizi

Sunset Bulvarı’nda çekilen medyanın, şöhret sevdasının zararlarını gözler önüne seren akıcı bir o kadar da etkileyici film. Yönetmen Billy Wilder,ana karakterler ise William Holden, Gloria Swanson, Erich Von Stroheim Nancy Olson. Filmimizin türü romantik, dram.
Hollywood’un ünlü yerlerinden olan Sunset Bulvarında çekilmiştir. Los Angeles’ın kuzeybatısında bulunan özel bir semttir. Birçok sinema stüdyosu ve ünlü oyuncular buradadır, adeta oyuncu kesmin yerleşim yeri haline gelmiştir.

 

Evet ele aldığımız filmin baş kahramanı burada yaşamaktadır. Kendisi sessiz filmlerin ünlü fakat unutulmuş Hollywood yıldızı olan Norma Desmond idi.Bir zamanlar çokca sevilen alkış tutalan biriydi. Yitirilmiş ününün ve güzelliğin yeşermekte olduğunu sanan 50’li yaşlarda olduğunu kabullenmeyen gercek ve rüya arasındaki ince çizgiyi görmeyip rüyalarda hapsolmuş narşist bir karakter. Sadece kendisi ve düşünceleri var ve etrafındaki herkes aslında onun emir altında çalışıyormuş gibi hareket eden Norma tıpkı bir çocuk gibi gerçeklerden kaçıp kendi hayal dünyasında yaşar ve etrafındakileri de o şekilde görür.
Film şöyle başlar;bir dış ses var ve Gillis’in bir havuzda kanlar içinde yatarken görüntüsü ile başlar ve daha sonra altı ay öncesine gideriz.

Joseph C. Gillis: B sınıfı bir iki filme imzasını atan genç bir senaristtir. Işlerinin iyi gitmemesinden ötürü parasız kalır ve çok sevdiği arabasının taksitlerini ödeyemez. Araba sahiplerini görünce kaçar o hızla giderken lastiği patlar, Sunset Bulvarındaki terkedilmis gibi duran bir evin garajına götür adamlardan kurtulur. Joseph kurtulduğunu sanar fakat asıl hikaye burada başlar. Evden ona seslenen biri var evet rüyalarından uyanamayan Norma Desmond. Max kapıyı açar Max Norma’nın şoförü ve her şeyi yapan yardımcısıdır. Norma’nın eski kocası ve tüm hayran mektuplarını yazan kişidir, onu çok sevdiğinden üzülmesini istemez ve gerçeklerin üstünü örter.

Norma Gillis’in senarist olduğunu öğrenince gitmesine izin vermez ve para karşılığında onu senaryo yazmakla görevlendirir. Paraya ihtiyacı olan Gills kabul eder, senaryoları inceleyip düzeltmeler yapar bir yandan da Norma’nın tuhaf hareketlerini fark eder. Max’ın bu derece itaat etmesine anlam veremez. Ama istediği her şey olduğu için bu duruma katlanır. Gills’in tanıdıkları onu gördüğünde kıyafetleri ve davranışları onlara tuhaf gelir ama o bu durumu kimseye anlatmaz. Betty onun yakın arkadaşının nişanlısıdır ve Gills Betty’I seviyordur, bunu hep içinde saklamıştır. Norma gün geçtikçe Gillis’e aşık olmaya başlar ondan ilgi bekler dışarı çıkmamasını onunla vakit geçirmesini arzular. Bu durum Gillis’I sıkar ve Max ile bu konuyu konuşur Norma’nın hasta olduğunu gerçeklerin söylenmesi gerektiğini söyler ve Max gerçekleri anlatır.

Aslında Max’ın eski bir yönetmen olduğunu ve Norma’yı kendisinin keşfettiğini onunla evlenip boşandıktan sonra onu sevdiği için şoförü olarak yaşamayı tercih ettiğini öğrenir ve Norma’nın böyle bir kişiliğe sahip olmasında başrol oynadığını anlar. Norma Gillis’I fazla sıkmaya baslar, Betty Gillis’e aşkını itiraf eder ama Gillis Norma’nın hastalıklı kişiliğinden dolayı Betty’e zarar verilmesinden korkar. Onu reddeder. Gillis artık Norma’nın esiri gibi yaşamayı istemez ve evi terk etmek ister. Bunun üzerine Norma kendini öldürmekle tehdit eder bu Gillis’I durdurmayınca Norma Gillis’i öldürür.

Eskilerin ünlü sanatçısı amacına ulaşmıştı, kapısının önü kamera doluydu. Sonuçta Norma gerçekleri önemsemiyor hayal dünyasındaki güzel ve yetenekli Norma için geldiklerini sanıyordu. Film narsist kişilik bozukluğunu anlatıyor.

Peki bu bozukluk nasıl, gelin birlikte bakalım. Narsisistik kişilik bozukluğu; önemli, üstün ve eşi bulunmaz birisi olduğuna inanılan bir duygu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamama gibi belirtileri olan bir kişilik bozukluğudur. Bu bozukluğa sahip bireyler ben merkezli düşünürler, dünya onlar için döner ve herkes onlar için vardır. Narsisitik kişi hayatının önemli bir bölümünü kendine saygı duymak ve bunu korumak için çırpınarak geçirir. İlgisizlik onları bitirir ve ilgi görmediklerinde yani istedikleri olmayınca zarar verebilirler. Küçücük olayları özellikle kendileri ile ilgili olunca koca bir dağ haline getirebilirler.

Beden sağlığı ve görünüm onlar için çok önemlidir. Bu bireyler depresyona meyillilerdir. Bu depresyonlarda suçluluk duygusundan ziyade utanç, yetersizlik ve öfke ön plandadır. Elbette tedavisi mümkün lakin bu kişiler kendilerini mükemmel gördükleri için tedaviyi kendilerine yakıştırmazlar genelde gitmezler. Hatta gidenlerin bazısı da doktoruna ” çok şanslısın geleceğin cumhurbaşkanı ile konuşuyorsun” diyebiliyor. Ve genelde tedaviyi kabul etmelerinin sebebi kendilerinde bir problem olduğunu görmeyip kendilerine olan müthiş özgüveni yeniden kazanmak, başkalarını tekrar etkilemeyi becerebilmek ve benmerkezci tutumlarını yayabilmek için destek bulmaya giderler. Başvurdukları doktorların da kendilerini övmesini, takdir etmesini ve şımartmasını beklerler.

Gerçeklere dayalı yorumları reddederler ve yeterince egoları tatmin edilmeyince tedaviyi bırakırlar. Bu yüzden narsist olduğu bilinen hastalara, terapiye bağlanması için beklentileri belirli seviyede karşılanmalıdır. Psikoterapide hastanın diğerlerine bakış açısını  değiştirmek, empati geliştirmesi sağlamak, tedavi sürecinden sonra da becerilerini geliştirmek öncelik amaçtır.

 

Film bir çok noktada seyirciye hastalığa yönelik mesajlar vermektedir. Narsist kişilik bozukluğunun günlük yaşantıda nasıl belirtiler gösterdiği ve sonucunda neler doğurduğu en iyi şekilde seyirciye aktarılmaktadır. Bu yönüyle seyircide kişilik bozukluklarına yönelik farkındalık oluşturmaktadır. Şöhret sevdasının insanları nasıl yitirdiği ve fark edilmeyen ya da göz ardı edilen psikolojik hastalıkların gerek kişiye gerek etrafındakilere
verdiği zararlar filmde çarpıcı bir şekilde gösterilmektedir. Ayrıca filmde dikkatleri çeken bir
diğer unsur hastanın etrafındaki kişilerin hastalığın seyrine etkileridir. Max karakterinin Norma’ya yönelik mektupları hastalığın ileri boyutlara taşınmasına neden olurken öte yandanhastalığı fark eden kişilerin herhangi bir tedavi yöntemine başvurmaması hastalığın ilerlemesine zemin hazırlamıştır. Film çekildiği döneme karşı bir eleştiri olmakla birlikte gerçek hayattan izler taşımaktadır. Bu yönüyle toplumsal farkındalığı arttırmaya yönelik önemli bir filmdir.

Narsist Kişilik Nedir? Sunset Bulvarı Filminin Analizi” için 2 yorum

  • Ekim 26, 2018 tarihinde, saat 4:50 pm
    Permalink

    Merak ettim,narsist kişiliğin çevresinden uzaklaşan bireyler. Narsist kişiye,tedavi sonrası veya pişmanlık duygusu yerleştiğinde nasıl davranmalıdır?

    Yanıtla
    • Ekim 26, 2018 tarihinde, saat 5:35 pm
      Permalink

      Merhaba Semanur Hanım, öncelikle şunu belirteyim bu bireyler hastalıkla yüzleşmeyi tercih etmediklerinden kendilerinin bu durumu idrak etmesi zordur. Kişiyi elinizden geldiğince tedaviye teşvik edin. Ama kişi hastalığını fark edip ya da etrafındakilerini kaybettiğini anlayınca davranışlarının düzelmesi durumunda dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Çünkü gerçekten bunu fark etmiş mi yoksa etrafında onu övenleri ve onu sevenleri tekrar kazanma çabası içinde mi? Diyelim ki bu durumdan kurtulmaya çalışıyor ve siz de bunu görüp onunla iletişim halindesiniz, öncelikle sizi ve etrafındakileri yermesin izin vermeden eleştirirken aslında kendisini değil davranışlarını eleştirdiğinizi farkettirin. Etrafta başkalarının da olduğunu onların da önemli ve biricik olduğunu belirteye çalışın. Günlük hayatta davranışlarınızla ona örnek olup herkesin biricik ve değerli olduğunu gösterin, tabi bunları samimi bir dille onu sarsmadan yapmanız lazım. Aksi takdirde sizden uzaklaşabilir ya da sevdiği kişinin onu sıradan biriymiş gibi gördüğünü sanıp zarar verebilir. Ama size tavsiyem etrafınızda böyle biri varsa onu tedaviye teşvik etmeniz.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir