Oruç Bizi Tutuyor Mu?

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde Ramazan ayına girmiş bulunduk. Pide kuyrukları, yemek kokuları, misafir çocukları derken her sene olduğu gibi çabuk adapte olduğumuz bu ay, yine değişmeyen konularıyla bu adapte oluşumuza desteğini esirgememekte;
Mesleği televizyon sunucuğu olmuş Hocalara yine bir teyzemiz “göz damlası orucu bozar mı?” diye soru sormasıyla, Bazı haber kanalları “Hoşgeldin RamaZAM” başlığı adı altında haber sunumlarıyla…
Sosyal medyada “Bu akşamki iftar menüsü” videoları ile İsraflı paylaşımlarıyla…
Hoşgeldin Ramazan…

Oruç tüm gücü yeten müslümanların üzerine farz olan bir ibadet. Tutup tutmama hususunda, farz olan bir ibadet nasılsa oruçta o cihette önemlidir.

Peki orucu niye tutarız? Bu soruyu bir üstad şöyle açıklar: “Oruç iç dünyamızı kasıp kavuran ben’e hakim olmak Ümmet’in açlarının halini aç kalarak anlamaya çalışmaktır” diyerek aslında kendimize zorluk çektirmek, eziyet vermek değil de onun da ötesinde işler becerebilmektir. Ya da oruç sadece aç kalmak mıdır?

Etrafınıza bir bakın, “ben oruçluyum” ifadesini mazeret göstererek insanları aç kalmanın stresiyle kıran, inciten, trafikte bağırıp çağıran orucun gerektiği üst düzey sabrı gösteremeyen pek çok insanla karşılaşacaksınız.
“bir kez gönül yıktın ise/o kıldığın namaz değil” der Yunus Emre. Oruç ibadetinin de bizlere önerdiği şey tam da budur bana göre…
Bizi tutabilmesi için de şu iki kelime gerekiyor.
-tahammül ve sabır-

Peki şu yönden bakalım, sahurda tıka basa yiyen her şeyi yiyip aç kalmamak uğruna her türlü entrikalar deneyen ve iftarda krallara layık sofralar donatan bir insan açın halinden anlamış mı oluyor?
Biz soframızda onca tür yemekleri yerken belki de yanı başımızda bir pideyi bile almaya gücü yetmeyen insanların varlığını bilerek, bu ayı “israf etmemeyi ve başkaları ile paylaşmayı öğrenerek” bitirelim…

Ve en önemlisi de abartmayalım arkadaşlar, her sene tuttuğumuz oruç. Geçen sene ne bozuyorsa bu sene de bozuyor…

Hayırlı Ramazanlar.