Osmanlı Devleti’nde Duraklama Döneminde Ortaya Çıkan İsyanlar

Osmanlı Devleti’nde Yükselme Devri’nin ve özellikle Sokollu Mehmet Paşa döneminin ardından pek çok siyasi, askeri ve ekonomik alanda sıkıntılar baş göstermeye başladı. Yükselme Dönemi’nin sonu ve Duraklama Dönemi’nin başlangıcı olan XVI. yüzyılın sonları ve XVII. yüzyılın başları tehlike çanlarının Osmanlı için çaldığını belirten yıllardı. Bu dönemde 1596 yılındaki Haçova Meydan Muharebesi, tam anlamıyla bir özet niteliğinde olmuştur. Osmanlı Devleti’nde Duraklama Dönemi’nde çıkan isyanları anlamak için öncelikle dönemin sosyokültürel ve siyasi şablonunu oturtmak gerekir.

Söz konusu dönemlerde Osmanlı Devleti, ulaşabileceği en geniş sınırlara, doğal sınırlarına ulaşmıştı. Askeri olarak bölgede güçlü bir imajı olan Osmanlı ordusu, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmekte o dönemden beri zorlanmıştı. Haçova Meydan Muharebesi bu bağlamda oldukça önemli.

On altıncı yüzyılın sonlarından itibaren dönemin güçlü devletleri olan ve Coğrafi Keşifler ile zenginliğine zenginlik katan İspanya ve Portekiz İmparatorluklarının Amerika kıtasından getirdiği altınları Avrupa pazarına doğrudan sokması ekonomide yüksek enflasyonu ve sonrasında büyük bir mali krizi beraberinde getirdi. Kriz İspanya ve Portekiz İmparatorluklarının sonunu hazırlayan en önemli gelişmeydi ve bu iki sömürge imparatorluğu, önce Portekiz sonra İspanya olmak üzere tarihe karıştılar ve eski güçlerini kaybettiler.

Osmanlı ekonomisi ise çok büyük bir tehdit altında kaldı. Büyük ve küçük ölçekli işletmeler iflasın eşiğine geldi. Bu durumdan Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan halk (tebaa) da doğal olarak etkilendi. Osmanlı hazinesi tarihinde hiç bu kadar boş kalmamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu için sonun başlangıcı böylelikle başlamış oldu. Osmanlı uzun yıllar boyunca önce bozulan ekonomisini düzeltmeye daha sonra bozulan askeri yapısını ıslah etmeye ve bu arada meydana gelen isyanları bastırmakla uğraştı. Tabi İran ve Avusturya ise boş durmuyor tıpkı Osmanlı’nın yaptığı gibi onlar da düşmanının en zayıf anını kolluyordu. İşte Haçova Meydan Muharebesi böyle bir siyasi ve ekonomik ortamda gerçekleşti.

İki ordunun karşı karşıya geldiği muharebede Osmanlı askerinin teknik açıdan Avrupa’dan yavaş yavaş geri kaldığı, ilk bu savaşta anlaşıldı. Savaşta eğer beklenmedik bir durum olan artçı birliklerin topyekün saldırısı olmasaydı belki de Karlofça Antlaşması 1699’da değil 1596 yılında imzalanacaktı.

Haçova, resmen kazanılan fakat uzun vadede sadece bir göz boyama olduğu çok geç anlaşılmış bir savaştır. Zira savaşın sonuçlarına baktığımız zaman, bunu net olarak görebiliyoruz. Zira o dönemde çıkan isyanların asıl nedeni Haçova’nın gerçekleştiği ortamda gizli.

Örneğin Yeniçeri Ocağı’nın bozulmaya başlaması ta o zamanda, Yükselme Devri’nde başlamıştı. Yeniçerilerden Haçova Meydan Muharebesine gitmek istemeyenler askerden kaçmış ve Anadolu’da eşkiyalığa başlamıştı.

Saray ve halkın zıt yaşamları, işsizlik ve başıboşluğun bir neticesi olarak Haçova Savaşından kaçan askerler önderliğindeki yerel halk isyan etmiş ve Osmanlı Devleti içerisindeki en büyük isyanlardan biri olan Celali İsyanları patlak vermiştir.

İsyanların perde arkası bu şekildedir. Osmanlı Devleti’nin Duraklama Dönemi’nde yaşadığı en önemli isyanlar;

1-) Celali İsyanları
2-) Eyalet İsyanları
3-) İstanbul Merkez İsyanlarıdır
.

1- Celali İsyanları

Anadolu’da ortaya çıkan, daha çok ekonomik temelli isyanlar olup pek çok ekonomik ve askeri sonucu beraberinde getirmiştir. Celali İsyanları, Osmanlı Devleti’nin Avusturya ve İran’la yaptığı savaşların uzun sürmesi ve savaşın ekonomik maliyetini halkın ödediği vergileri artırarak azaltmaya çalışması ile baş göstermiş bir isyandır.

Celali İsyanlarına Haçova Meydan Muharebesi’nden kaçan askerler öncülük etmiş ve isyan kısa bir sürede çok geniş bir alana sıçramıştır.

Celali İsyanları sonucunda Osmanlı askeri sisteminin en temel fonksiyonu olan Tımarlı Sipahiler, köylülerin topraklarını terk etmesi sonucu ile bir güç olmaktan çıkmış ve ilerleyen süreçlerde Osmanlı’nın savaşlardaki makus talihinin en önemli parçası olmuştur. Yeniçerilerdeki bozulma da hesaba katıldığında Osmanlı’nın elle tutulur herhangi bir caydırıcı askeri gücü elinde kalmamış, bu da duraklama, gerileme ve dağılma süreçlerini hızlandırmıştır. Ayrıca ünlü Celali İsyanları ise şöyledir;

– Karayazıcı

– Deli Hasan 

-Canbolatoğlu

– Kalenderoğlu

– Kör Mahmut 

-Katırcıoğlu

– Gürcü Nebi

– Tavil Ahmet 

Öte yandan Kuyucu Murat Paşa önderliğindeki isyancıları şiddetle bastırma yöntemine giden Osmanlı Devleti’nde, Anadolu’daki yüzbinlerce insanın “isyan” suçundan öldürülmüştür.

2- Eyalet İsyanları

Söz konusu Eyalet İsyanları, Osmanlı Devleti’nin uç noktalarında meydana gelmiş isyanlardır. Bu isyanlar bölgedeki yerel güçler ve diğer devletler tarafından desteklenmiştir.

Yine söz konusu dönemde Osmanlı, Doğu’da İran ile Batı’da ise Avusturya ile sürekli bir savaş halinde olmuştur. Osmanlı Devleti’nin o dönemki siyaseti, isyan çıkan yerdeki isyanı bastırmak için bir Doğuya bir Batıya sefer düzenlemek olmuş, bu da başta Yeniçeriler olmak üzere belirli bir kesimi rahatsız etmiştir. Savaşların uzun sürmesi ve belirli bir ekonomik sonucunun olması ise Anadolu’daki Osmanlı halkına “daha çok vergi ödemek” şeklinde dönmüştür. Bu ise yukarıda belirtilen “Celali İsyanlarını” ve aşağıda belirtilecek olan “İstanbul (Merkez) İsyanlarını doğurmuştur.

Abaza Mehmet Paşa, Fahrettin Paşa, Vardar Ali Paşa gibi isimler yerel idareciler olup isyana katılmışlardır.

3- İstanbul (Merkez) İsyanları

Osmanlı yönetim merkezi olan İstanbul’da gerçekleşmiş, tıpkı diğer isyanlarda olduğu gibi belirli bir zaman dilimini kapsayan isyanlardır. İstanbul İsyanları, daha çok Yeniçeriler, ulemalar ve medrese öğrencileri tarafından desteklenmiş isyanlardır. İsyanların arkasında yatan en önemli sebepler, yönetimdeki yozlaşma ve Yeniçeri sistemindeki bozulmalardır.

Öte yandan yönetimde saraydaki kadınların dahil olması, devlet adamlarının yetersiz kalması ve Yeniçerilerin sayılarının aşırı derecede artması ve buna bağlı olarak başına buyruk hareket etmeleri, isyanların en büyük nedenlerinden birkaçıdır. İsyan çerçevesinde;

* II. Osman, Yeniçeriler tarafından öldürülmüş,
* IV. Murat devrinde, saray kadınları ve devlet adamlarının doldurmasına gelen Yeniçeriler isyan etmiş ve dönemin Veziriazamı Hafız Ahmet Paşa’yı öldürmüşlerdir.
* IV. Mehmet Döneminde ise Yeniçeriler yine isyan etmiş ve otuza yakın saray görevlisini Sultan Ahmet Meydanı’nda çınar ağacına asmışlardır. Bu olay ise tarih kitaplarında “Vaka-i Vakvakiye” yani Çınar Olayı olarak anılan hazin bir duruma sebep olmuştur.
* Avusturya-Osmanlı Savaşı sırasında Yeniçeriler bir kez daha isyan etmişler ve IV. Mehmet’in yerine II. Süleyman’ı tahta geçirmişlerdir.

Özetlemek gerekirse Duraklama Dönemi’nde ortaya çıkan isyanların hiçbiri sebepsiz yere çıkan isyanlar değildi. Yeniçerilerin sayısının artması doğal olarak düzenin de bozulmasına neden olmuş, ekonomideki kötüye gidiş ise Celali İsyanlarını başlatan en önemli neden olmuştur. Bu dönemde Osmanlı’nın içinde bulunduğu durumdan faydalanmak isteyen Avusturya ve İran da azınlıkları ve potansiyelli güçleri isyana zorlayarak Osmanlı’yı yıpratmak istemişlerdir.

Duraklama Döneminde Ortaya Çıkan İsyanların Özellikleri

Bu dönemde ortaya çıkan isyanların tümü, Osmanlı Devleti’nin ya da mahalli olarak bir kısım devlet adamlarına yönelik çıkan isyanlar olup hiçbiri rejime yönelik değildir.

İsyanlar, kişilere yönelik olmakla birlikte hiçbir zaman rejime ya da sisteme yönelik olmamıştır.