Osmanlı Devleti’nin Kırılma Noktaları: Deniz Seferleri, Haçova ve Prut

Devletler de tıpkı insanlar gibi ölümlülerdir. Hayatımızda dönüm noktalarımız ve kırılma anlarımız olmuştur. Aynı şekilde devletler de bu kırılma ve dönüm noktalarından geçmişlerdir. Osmanlı Devleti’nin tarihte en önemi kırılma noktaları Prut Savaşı, Hint Deniz Seferleri ve Haçova Meydan Muharebesidir. Bu olayların sonuçlarını kazanılsaydı veya kaybedilseydi; başarılı olsaydı veya olmasaydı diye düşündüğümüzde sonuçların çok farklı olacağı aşikardır. Öncelikle bu üç olayı tek tek kronolojik olarak inceleyelim.

Hint Deniz Seferleri (1538-1553)

Osmanlı Devleti, önemini kaybeden İpekyolu ve Baharat Yolu‘nun tekrar önem kazanmasını sağlamak maksadıyla Kızıldeniz’den harekete geçirdiği donanmasının Portekiz donanmasıyla çarpışmasını ve onları mağlup etmesini öngörmüştür. Toplamda 4 sefer düzenlenmiş ve dördü de başarısız olmuştur. Bu seferler gerçekte amacına ulaşmış olsaydı ne olurdu?

Osmanlı ekonomisi canlılığını uzun yıllar boyunca garantilemiş olurdu. Zira Akdeniz’in ve ticaret yollarının kontrolü tamamen Osmanlı’nın elindeydi. Aynı zamanda Avrupalılar mecburen Osmanlı toprakları üzerinden ticaret yapmaya devam edeceklerdi. Osmanlı Devleti Coğrafi Keşiflerin sonuçlarında en çok zarar gören devletlerin başında geliyordu.

 

Haçova Meydan Savaşı (1596)

Osmanlı’nın kazandığı son meydan savaşı, padişahın orduyla sefere çıktığı son savaş olarak kayıtlara geçen Haçova Meydan Savaşı, 1596 yılında Osmanlı Devleti ile Avusturya arasında yapılmıştır. Savaş, ilk başlarda Avusturya lehine ilerlemiş, hatta düşman askerleri padişahın otağına kadar yakınlaşmıştı. Bu esnada ordunun artçı birlikleri (aşçılar, lağımcılar, derbentler) ellerindeki kepçe kazan ne varsa düşmana saldırmaya başlamış, düşman panikleyerek geri çekilmeye başlamıştı. Bu sırada ordunun en uç kısmında çarpışan akıncıların da geri gelmesiyle savaşı baştan sona kadar üstün götüren Avusturya ordusu iki kuvvet arasında sıkıştı ve barış istemek zorunda kaldı. Bu savaşta artçı birliklerin katkısı olmasaydı ve savaş kaybedilseydi ne olurdu?

Haçova Meydan Savaşı’nı Osmanlı eğer kaybetseydi Osmanlı’nın ömrü en az yüz sene daha kısalırdı. Zira Osmanlı bu savaştan neredeyse 100 yıl sonra Avrupa’da II. Viyana Kuşatması kuşatmasının ardından dayatılan Karlofça’yı imzalamıştı. Eğer artçı birliklerin katkısı olmasaydı Karlofça’yı  Haçova Savaşı’ndan sonra imzalamış olurduk. Bu süreçte ne oldu? Osmanlı elbette ki savaş tekniğinde ve düzeninde Avrupa’dan geri kaldığını kabullenmek istemedi ve işin ilginci Karlofça’ya, II. Viyana Kuşatması’na kadar, Osmanlı’nın karşısına ciddi bir rakip çıkmadı. Bu ise Osmanlı’nın ”hala en iyi biziz” masalına 100 yıl daha tutunmasını sağladı.

 

 

Prut Savaşı (1711)

Karlofça Antlaşması’ndan (Osmanlı’nın Avrupa’da toprak kaybettiği ilk antlaşma-Osmanlı’da gerilemeyi başlatan olay) 12 yıl sonra Osmanlı ordusu ve Rus ordusu arasında yapılan savaşta Osmanlı adeta Rusları darmadağın etmişti. Ruslar bir yanı bataklık öbür yanı ormanlık alanda sıkışıp kaldılar. Savaşın kahramanı Baltacı Mehmet Paşa, tarihi bir hataya imza atmış ve Rus ordusunu oracıkta imha etmek yerine gerisin geriye ülkelerine dönmesine müsade etmiştir. Prut Savaşı’nda Osmanlı, Rus ordusunu yok etmiş olsaydı ne olurdu?

Muhtemelen (en az) yüz yıl boyunca Osmanlı Devleti için bir Rus tehdidi oluşmaz ve Osmanlı böylece en büyük düşmanından kurtulmuş olurdu. Zira bu savaştan sonra Osmanlı, yıkılışına kadar Ruslarla sürekli savaş yapmış ve bu savaşlarda Ruslar Osmanlı’ya karşı ezici bir üstünlük sağlamıştır.

 

Tarihin akışını tahminlerle kestirmek ve kesin bir hüküm vermek yanıltıcıdır. Bu üç dönüm noktasının öncesi ve sonrasına; dönemin sosyo-ekonomik ve toplumsal yapısına baktığımızda, felaketlerin çan seslerinin duyulmaya başlandığını görebiliyoruz. Felaketler, görüldüğü üzere Osmanlı’nın Yükselme Döneminde başlamış ve bu felaketler yıkılışa kadar engellenememiştir.