Osmanlı’nın Anlatılmayanları: Şamar Oğlanı

Tarihimiz, ecdadımız, atalarımız tarihte pek çok devlet kurdular ve de yıktılar fakat Osmanlı, hakkında en çok konuşulan devlettir. Bazılarına göre kusursuz ve muazzam bir devlet; bazılarına göre anlatılmayanları ile karanlık yüzü çok fazla olan bir devlet. Bu yazımızda da Osmanlı Devleti’nin anlatılmayanlarından söz edeceğiz: Şamar Oğlanı 

Şamar oğlanı, Osmanlı Devleti’nde sarayda görevli olan belki de en ilginç göreve sahip üyeydi. Tek görevi şamar yemek ve şehzadelerin ihtiyaçlarını karşılamaktı. 

Osmanlı Devleti’nde malumunuz saray dışında eğitim özellikle dağılma döneminden önce neredeyse yok denecek kadar azdı. Medreseler dışında pozitif bilim derslerinin verildiği kurumlarda da Anadolu halkının okumasına imkan yoktu. Zira bu seçkin mekteplerde devşirme kökenliler ve şehzadeler okurdu. 

Osmanlı Devleti’nde eğitimin tabana yayılmamasında bu etken önemliydi. Sıradan halkın seçkin mekteplerde okumasının imkanı yoktu. 

Şehzadelerin eğitimi de yine saray içinde oluyordu ve Selçuklu’da “Atabey”; Osmanlı’da “Lala” adı verilen eğitmenler şehzadelerin eğitimi ile sorumlu tutuluyorlardı. Bu eğitimlerde, şehzadelere eğitim verenler, öfkelendikleri veya asabileştikleri zamanlarda şehzadelere vuramadıkları için “şamar oğlanı” adı verilen genellikle Anadolu insanının çocukları olan 13-14 yaşlarındaki çocuklara vururlardı. Şehzade sinirlendirir; dayağı şamar oğlanı yerdi. 

Hatta bu şamar oğlanlarının sağır olmasına dikkat edilirdi. Sağır bulunamazsa şamar oğlanı olacak kişi, iki avuç içinin çukur yapılması suretiyle iki kulağa aynı anda kuvvetli bir tokatla vurularak sağırlaştırılırdı. Kuvvetli bir tokat, kulak zarını patlatan bir darbe yaratır ve kişi bu yöntemle sağırlaştırılırdı.

Şamar oğlanları, Osmanlı’da oğlancılık iddialarının da kaynağıdır. Şehzadeler, yetişkin bir birey olana kadar cinsel ihtiyaçlarını şamar oğlanları tarafından karşılarlardı.

Osmanlı Devleti’nin anlatılmayan kısmındaki bu karanlıklar, birer iddiadan ziyade saklanmış gerçekliklerdir. Bugün gerçek anlamda ve şaka yollu kullandığımız şamar oğlanı tabiri, geçmişte şaibeli işlerin kurbanıydılar.

Küçücük çocukların hocaların egosuna kurban olmaları ve en acısı sağırlaştırılarak “bir şeyler öğrenir, duyar da başımıza iş açar” gibi çağdışı bir düşüncenin ürünü olmaları bir utanç kaynağıdır.

Burada, Osmanlı Devleti dönemindeki eğitimin bir “aristokrat” düzen içinde sürdürüldüğü ve Anadolu halkının bilerek ve isteyerek eğitim haklarının gasp edildiğini görüyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir