Sansür Nedir? Sansürün Dünü Bugünü

Sansür, düşüncelerin, sözlerin veya yayın organlarının belirli bir otorite tarafından süreli veya süresiz kısıtlanması ya da erişimine imkanın sağlanamaması anlamlarına gelen dilimize Fransızcadan geçmiş bir kelimedir. Sansür, daha çok hükümetin yayınlanan kitap, dergi ve gazete gibi medya iletişim araçlarını tedavülden kaldırması ya da henüz basılmadan önce, içeriğinin tehlikeli görülüp basılmaması şeklinde iki alternatifle gerçekleşir.

Devlet veya iktidarın sansür uygulaması örneğine ilk olarak Roma’daki Acta Diurna’larda rastlamaktayız. Roma halkının rutin olaylar hakkında bilgilenmiş olduğu daha çok magazinsel fakat bazen de politik meselelerin yer aldığı Acta’ların Roma imparatorları tarafından bazen sansürlediği ve şehir duvarlarına asmadığı bilinmektedir.

Sansür, hükümetlerin en çok eleştirildikleri noktalardan biri olmuştur. Basının ve özgür ifadenin engellenmesi çoğu zaman kitleler ve iktidarı karşı karşıya getirmiştir.

Ulusların gelişmişlik düzeyi ile sansür doğrudan bağlantılıdır. Gelişmemiş ülkelerde iktidarın medya üzerinde baskısı ve yazılı kaynaklara sansürü fazladır. Gelişmiş ülkelerde sansürün uygulanması belirli bir mekanizmalardan geçmesi demektir. Örneğin sansür, hukuki düzenlemelerin ardından gerçekleşebilecek bir olgudur. Gelişmemiş ülkelerde sansür için belirli bir denetleyicimin bulunmasına gerek yoktur.

Sansür, özellikle matbaanın keşfi ve kitapların çoğalması işe kurumsallaşmıştır. Medyanın var olması ve belirli bir güce erişmesinin ardından iktidar sahipleri, medyayı kontrol altına almaya çalışmışlardır. Bu kapsamda Niccolo Machiavelli’in Prens/Hükümdar adlı kitabı, iktidarların medyayı kontrol altına alması gerektiğine vurgu yapar. İktidar her ne olursa olsun geleceğini güvence altında tutmak zorundadır.

Osmanlı döneminde görülen ilk sansür uygulaması 1864 yılında çıkarılan Basın Tüzüğüdür. (Mazbuat Nizamnamesi) Çıkartılan bu yasaya göre gazete ve dergilerin basımı belirli bir izne göre belirlendi. Aynı zamanda hükümet çıkartılan bu gazete ve dergileri yeri geldiğinde kapatma ve erişimini kısıtlama hakkına da bu yasayla sahip oldu.

Türkiye tarihindeki en önemli sansür dönemi II. Abdülhamit’in İstibdat dönemidir. Bu dönemde medya, iktidar tarafından kısıtlanmış ve halkın medyaya erişimi engellenmiştir. Hatta öyle ki Tanzimat’ın ikinci dönem sanatçıları vatan, milliyet ve toplumsal konulara eğilmek yerine daha çok bireysel konuları romanlarında ve eserlerinde işlemek zorunda kalmışlardır. Sansür, İstibdat döneminde edebiyata yön veren bir olgu olmuştur.