Sevmeyi Öğrenemeyiz, Ölmeyi De

Sevmeyi öğrenemeyiz; ölmeyi de. Aşk ve ölüm vaktinde zamanında insanı yakalar. Bunun ne zaman olacağıysa asla bilemeyiz. Ne zaman gelirse gelsin sizi hazırlıksız yakalar.

Zygmun Bauman

Hiçbir zaman aşık olmam, kimseyi seçemem diyemezsiniz. Ya da şu yaşımda ölmeyeceğim de diyemezsiniz. Hayatın çırılçıplak ortasında sırılsıklam aşık olabilir; en mutlu anınızda ise ölüm gerçeğiyle yüzleşebilirsiniz. Hayatın en zıt, en anlam verilemeyen ikilemidir aşk ve ölüm. Yeniden doğduğunuzu sanırsınız aşık olduğunuzda papatyalar kokar kır bahçelerimizde ya ölüm öyle mi? Bir daha hiçbir şeye doğmamak, doğan güneşi bir daha görememek. Sevdiğiniz insanları son kez gördüğünü biliyor olmaktır ölüm.

İnsanı hep çatkapı karşılar. Hiç ummadığınız bir anda, hiç tahmin edemeyeceğiniz bir zamanda aşk ve ölüm bazen elinde altın bir tepsiyle bazen de siyah bir kaftan ile karşılar sizi. Hani şey de diyemezsiniz ki; Durun bir dakika ne olur, en azından evi toparlayayım biraz, dağınık da.

Eviniz ne durumda olursa olsun aşk ve ölüm davetsiz ve arsız bir misafiridir her zaman. Ev sahibine hürmeti yoktur. İlkini seversiniz bazen canınızı yaksa da. Ama ikincisi öyle mi? Yüzü Nemrut gibidir oysa; soğuk, donuk ve bir o kadar da çirkindir. İnsan, ölümü ancak bu hayatın hakikaten boş olduğuna hükmedince bekleyebilir. Ama şöyle denir: Hayat yaşamaya değer ve hayat inanın aşık olmaya bazen de aşk acısı çekmeye değer bir yerdir. Dünya güzel, dünyada yaşayan insanlar güzel; rastlantılar, itiraf edilememişlikler, yaşanmışlıklar hep güzel. Yeter ki biz başrolünde olalım, dümenimin biz tutalım hayatın.

Hayat yaşamaya değer bir gezegen.