Siber Savaş ve Uluslararası Hukuk

Savaşların adil olması, öncesinde ve sonrasında sivillere ve kamu mallarına verilecek zararların en aza indirilmesi için hukuksal yönünün de oluşturulması gerekmektedir. Savaş hukuku, savaşan ülkelerin birbirleriyle ve savaşa katılmayan ülkelerle olan ilişkilerini düzenlemekte,ayrıca bireylerin savaştaki hak ve sorumluluklarını tanımlamaktadır. Savaş hukukunun başlıca amacı, savaşın sebep olduğu vahşeti olabildiğince azaltmaktır ve bu yolla savaş sebebiyle yapılması gereken askeri eylemlerin ve insancıl gereklerin bağdaştırılmasına çalışır. Siber uzayda yaşanan bir çatışmada ise sınırların olmaması, saldırının nereden geldiğinin belirlenmesini güçleştirmektedir. Örneğin siber savaşlarda saldırı, saldırıyı düzenleyen ülkenin saldıracağı ülkeyle sınırı olmak zorunda değildir. ”Zombi” bilgisayarların kullanılması ile başka ülkeler üzerinden saldırı gerçekleştirilebilir ya da fiziksel olarak bir başka ülkenin internet hatları kullanılabilir be bu üçüncü bir ülkeye sorumluluk getirebilir. Tüm bunlar, siber savaşların hukukunu hayli karmaşık hale getirmektedir. Eğer bir devlet başka bir devletin finans elektrik dağıtım, doğalgaz, baraj, trafik sinyalizasyon gibi sitemlerini hedef alıyorsa bu, savaştan çok terör kapsamına girmektedir. Savaşların haklı nedenleri olabilir, fakat terörün haklı bir nedeni yoktur. Bu nedenle, yapılacak uluslararası hukuki çalışmalarla, gelişen ve büyüyen siber savaş ortamının çerçevesinin bir an önce tanımlanması ve ülkelerin bu çerçeveyi bir antlaşma ile kabul etmesi en önemli öncelik olarak görülmektedir.

   Buraya kadar anlatılanları somutlaştırmak adına öne çıkan iki örneğe bakılabilir. İlk olarak Estonya örneğine daha sonra da İsrail ile İran arasında meydana geldiği iddia edilen siber savaşlara değinilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.