Suluboya Paletiyle Makyaj

Bundan bir kaç gün önce Youtube’da gezinirken bir videoyla karşılaştım. “Şaşılacak bir şey değil bu.” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Makyaj konusunda oldukça tanınan ve bu işi iyi yaptığını gözlemlediğim bir Youtuber’ın, “uygun fiyatlı makyaj malzemeleri” ile ilgili çektiği bir videoydu. Makyaj videosu olmasından çok “uygun” ve “fiyat” kelimelerinin bir arada geçmesi dikkatimi çekmişti. (Algıda bile seçici tutumluluk diyebiliriz.) Biraz izledim ve Youtuber’ın bir far paleti hakkında; “her kızın mutlaka sahip olması gereken far paleti” tarzındaki ifadesiyle titredim ve kendime geldim. Her kızın sahip olması gereken far paleti diyorsun… Hımm… İyi güzel de benim bir tane göz kalemim bile yoktur. Paletim varsa bile bu, suluboya veya guaj boya içindir. Hatta yüzme paleti olması bile daha mümkündür. Ki bunlarla makyaj yapmak çok yerinde bir hareket olmasa gerek. Belki bir gün suluboyamın küllü kahve tonlarıyla yüzümü kontürleyebilirim, kim bilir… Kalemliğimde yığınla kalem olsa bile bunlardan hiçbiri göze hitap etmez diye düşünüyorum. En azından gözümü oymayı pek tercih etmem. Nitekim geçmişte göz kalemleriyle ilgili denemelerim, gözümün gıdıklanmasıyla son buldu. Bilen bilir, göz kalemi-eyeliner sürmeyi beceremeyince, güzel olmak yerine bir kabusa dönüşebilirsiniz. Belki çok sevdiğim Tim Burton filmlerinden bir karaktere benzemiş de olabilirim. Veya o zaman “Karayip Korsanları” setine çaktırmadan girsem sanırım kimse durumu aymazdı.

Genel olarak bu sektöre göz attığımızda çok fazla ürün ve marka seçeneği var. Kapitalizmin çok uzun bir kolu diyebiliriz bu sektör için. Peki bu gerekli mi gerçekten? Kadınların güzelliklerini ön plana çıkarma arzularını bir yere kadar anlayabiliyorum. Yani sadece fıtrattan gelen bir güzelliğe meyli anlayabilirim. Ama bir yerden sonrasını anlayamıyorum. Başta kendi inanç ve değerlerimin bana verdiği değere dayanarak makyaj yapmayı tercih etmiyorum. Çünkü kadına değer vermek veya kadının kendini değerli hissetmesi, güzelliğiyle/çekiciliğiyle alakalı olmamalı. Ya da güzellik sadece fiziksel algılanmamalı. Genel olarak insana verilen değer, başta “insan” olmasından ve “kendi” olmasından kaynaklı olmalı. Sonrasında da kişinin kendini ne kadar geliştirdiği, bilgi birikimi, erdemli davranışları, olgun ve yaratıcı fikirleri, faydalı düşünceleri benim için değer kriterleridir. Bu değer olgusunun kişiden kişiye ne kadar fark edebileceğine vakıfız sanırım. Bir kadına sadece dolgun dudaklı, uzun kirpikli ya da iri gözlü olduğu için değer verenlerin, değer kriterleriyle ilgili yorum yapmayı gerekli bulmuyorum. Şayet bir kadın makyaj yapmaktan hoşlanıyorsa, bu içinden gelen bir şeyse, buna bir şey diyemem. Fakat bunu yaparkenki amacı, kendini nasıl hissettiği, ve bu şekilde hangi ortamlara girdiği asıl meseledir. Yani ben size makyaj yapmayın demiyorum. Hobi olarak yine yapın. Ama bunu, kendini karşı cinse (mahremi haricindeki) beğendirmek için yapmak kişiyi değerinden eksiltir fikrimce. Çünkü kadını kirli amaçlarına alet eden popülarite ve kapitalizme hizmet etmek, kişinin kendi olma ve bununla değer görme davasını kaybedişidir. Bu da insandan bir hayli değer götürür.

Aşırıya kaçıldığında makyajın, resmen insanları kandırmak olduğunu düşünmüyor da değilim bazen. Öyle videolar görüyoruz ki, insanlar makyajla bambaşka birine dönüşüveriyorlar. Gerçekte var olmayan elmacık kemikleri beliriveriyor simalarda. Burunlar küçülüyor. Çeneler, kalem tıraşla açılmışçasına sivriliyor. Tüm kusurlar, porselen gibi bir görünümün altına gizleniyor. İnsanın, kusurlarıyla insan olduğu gerçeğine bir darbe de buradan vuruluyor. Belki böylece hayallerindeki kişi oldukları sanrısına kapılıyorlar. Mutlu da oluyorlar mı bilmiyorum. Öyleyse bile, bu mutluluğun en az güzellik kadar geçici olduğu kanısındayım.

İyi görünmek, kişiyi bir noktaya kadar iyi hissettirecektir. Fakat bence bundan daha önemlisi, sağlıklı ve bakımlı bir cilttir. Makyaj ürünlerinin sürekli ve yoğun kullanımında cilde verdiği zarar aşikardır. Ve ne yazık ki insanlar cildindeki sorun ve tahribatları tedavi etmek yerine üzerini kapatmayı tercih ediyorlar. Bu ise cildi daha çok bozarak makyaja olan ihtiyacı daha çok arttırıyor. Tam anlamıyla kısır bir döngü! Her kadının bir oranda bakımlı olması gerektiğini savunmadığım anlaşılmasın. Fakat bence bakımlı olmak, sürekli makyajlı gezmek olamaz. Cildimizi temiz tutmak ve nem dengesini ayarlamak yeterlidir. Beslenmemize dikkat etmek, bol su içmek de cildimizin sağlığı ve canlılığı için önemli hususlardandır. Zararlı alışkanlıklar ve uyku düzeninin bozukluğu cildin yorgun ve yıpranmış görünümüne yol açabilir. Öte yandan cildimizin temizliği ve bakımı için kullandığımız ürünler de büyük önem taşır. Özellikle zararlı kimyasallar içermeyen, daha doğal içerikli ürünler kullanmak bizim faydamızadır. Aksi takdirde cildimizi onaralım derken ileriye yönelik cilt sorunlarına sebep olabiliriz. Şunu da belirtmeliyim ki; bu konuda bir uzman değilim. Sadece şahsi tecrübelerim ve gözlemlerim ışığında bunları söyleme cesaretinde bulundum.

Son olarak kişinin, kendini kabullenmesi ve kendine verilenlere şükürle, huzurlu bir yüz ifadesinin daim olması içten bir güzelliktir. Kendini sevme becerisinin ve mutedil bir özgüvenin de kişiye bambaşka bir cazibe kattığına inanırım. En güzel göz, hayata karşı umutla bakabilen ve bununla etrafına ışık saçandır. En güzel ağız ise tebessümü hiç eksik olmayan, konuştuğu zaman bize hep hayrı anlatandır. Asıl değerlerimizin ve bizi değerli kılanın ne olduğunu idrak edebilmemiz temennisiyle…Kendinize iyi bakın 🙂

illegalHafiz

bir takım tanıklıklar