Susmak ve Dinlemek, Susabilmek veya Dinleyebilmek

Bazen öyle olur ki saatlerce dil dökerek anlatamadıklarınızı, bir türlü ifade edemediklerinizi ya da tam olarak cevabını veremediğiniz konuları susarak en iyi şekilde susturabilirsiniz. Susmak ve dinlemek, bazen kulakları kapatmak, bazen dinlemiyormuş gibi gözüküp aslında harfi harfine kulak kabartmaktır. Yeri gelir anlamak olur, yeri gelir sabretmek ama ne yeri ne de zamanı vardır susmanın. İnsan isterse en zor anlarda dahi susabilir. Kabulleniş mi dersiniz? Bence kesinlikle değildir aksine bir serzeniştir.

Bazen kelimeler yetmez bir olayı, bir duyguyu ifade etmeye; yetersiz kalır on binlerce kelime, binlerce terim, yüzlerce bağlaç… Anlatsanız, dil dökseniz ancak kendinizi yorar, nefesinizi tüketirsiniz. Manası kalmaz çünkü daha fazla konuşmanın. Küçüklük ve acziyet belirtisidir derler ama inanmayın siz. Erdemlerin en büyüklerindendir çünkü susmak. Her beden ve her zihin kaldıramaz çünkü. Herkes kaldırabilseydi susmanın yükünü o zaman dünyada tonlarca acı, binlerce kırılma olur muydu?

Neden insanlar sürekli konuşmayı, susmaya tercih ediyorlardı? Veya neden birilerinden daha fazla konuşmak için çaba sarf ediyorlardı? Neden üstünlük konuşmadaydı. İnsan konuşmadan da insan olamaz mıydı? Çok dinleyen az konuşan insan daha değerli daha olgun insan değil miydi? Televizyon programlarında neden herkes birinden daha yüksek sesle konuşmak için birbirleriyle yarışa giriyorlardı ki?

Konuşmak zahiri bir mekanizmaydı fakat susmak batıni. Gözükmeyen ama buz dağı gibi asıl büyüklüğü derinlerde olan bir mekanizma idi. Nasıl ki buzdağının kökü görünenin altında idi, işte dinleyen ve susan insanın bilgisi, ahlakı, kişiliği de bir o kadar derindeydi.

Bazı değerleri ortaya çıkarmak için insanı kazımak gerekir. Üst tarafında duran duygu tabakanın altında ne var onu bilmek için… Ben susan ve sustuğu için daha çok dinlemeyi tercih eden insanın duygularının daha çok insancıl ve konuşmayı tercih eden insana göre bir o kadar da anlaşılması güç olduğuna inanıyorum. Çünkü konuşan insan zaten duygularını açığa vurur, bir insan konuşunca özellikle aşırı konuşunca veya gereğinden fazla konuşturulunca bir takım duyguları ortaya çıkar ve bunu gizlemesi imkansızdır fakat dineleyen ve susan insanın duygularını anlamak için epey bir samimiyet ve içtenlik gerekir. Ben konuşmadan ziyade susmadan yana tercihini kullananlardanım. Bana göre dünyayı güzelleştirecek en önemli detaylardan biri de dinleme ve ‘yeri geldiğinde’ susmanın öğrenilmesi, öğretilmesidir. Tabi yeri geldiğinde kısmı çok önemli. O da ayrı bir konu başlığı benim için.

Başka bir başlıkta görüşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: