Hepimiz Ölecek Yaştayız

Hangi Yaşta Olursak Olalım Tamamlanmamış Cümlelerimiz Olacak.

Hepimiz ölecek yaştayız öyle değil mi? Kim söylemişti bunu? Malum bir arama motoruna yazıverdim hemen fakat bir sürü alakalı alakasız sonuç çıktı. Neyse. Biz söze gelelim. Ne demişti şair ‘kuş ölür sen uçuşu hatırla’ boş verelim kim demiş? Biz derinliğine bakalım önce.

Nesiniz mesela? Kendinize bir etiket yapıştırın. Öğrenci misiniz, öğrenciyi eğiten mi? Yolcu musunuz mesela? Yolda olan mı diyelim biz ona? Felsefenin tanımı değil miydi ya o ‘yolda olmak’ Bugün herşey birbirine girdi. Kes şunu, kes artık diyerek Didem Madak usulü geçiş yapıyorum ve bu son, emin olun.

İster öğrenci olun ister öğretmen; ister pilot olun ister pilotun taşıdığı yolculardan biri; ya da plaza çalışanı olun, şık giyinimli, yaka kartlı, İngilizce-Türkçe karışımı bir dil kullanın ofisinizde ya da bir plaza sahibi olun hiç farketmez. Ne yazıyor Zincirlikuyu Mezarlığı’nın girişinde kocaman: Külli nefsin zaigat-ül mevt- her nefis ölümü tadıcıdır.

Hayatımızın hangi evresinde olursak olalım. Gençlik çağımızın en çılgın zamanlarında, ihtiyarlık evremizin en bitkin yıllarında, yetişkin yıllarımızın en doygun günlerinde olalım. Tek gerçek var ki her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşıyoruz usul usul, hiç farkında olmadan. Sanki hiç ölmeyecek gibi. Aklıma peygamber efendimizin bir Hadisi Şerif’i olması lazım ‘yarın ölecek gibi ahirete çalış’ geliyor bazen. Ne için yaşıyoruz? Hayatımızın amacı nedir? Kendimizi ne şekilde organize etmeliyiz?

Bazen ölümü unutuyoruz bu çok aptalca. Arkamızda tarihin akışına yön vermiş kahramanların minyatürlerini, portrelerini, mezar taşlarını görüyoruz. Ne oldular; toprak. Biz? Biz de toprak olacağız elbet. Hani bıraksak bir yakınımıza, en değer verdiklerimize tüm biriktirdiklerimizi, onlar da yok olup gidecek. Hani saklasak bir yerlere paralarımızı, arabalarımızı ne işe yarayacak ki? Onlar da tedavülden kalkacak zamanla ve onlar da paslanıp çürüyecekler her geçen gün. Hiçbir şey bizim değil. Miras denilen birşey var kalan için güzel birşey elbette fakat hiç düşündünüz mü veren için? Düşünsenize o kadar biriktirdiniz ama yasal olarak onun üzerinde hakkı olan birileri var. Hak yani hak eden. Ölüm hak, miras helal. Miras alan da bir gün veren taraf olacak ve bu döngü biz ne kadar uzun yaşayabilirsek yaşayalım en sonunda ölümümüzle zincirine bir halka daha eklemiş olacak. Sonra bir halka daha, bir daha…

Şizofrene tutulup, paranoyak olmamak da lazım. Herkes tarafından kabul edilir ki ölüm var ve ölüm var diye hepten elimizi kolumuzu bağlamamak gerekir. Yani bugün ölecekmiş gibi dünyaya çalışmalıyız peygamber efendimizin dediği gibi. Hayat devam ediyor her ne kadar etrafımızda ölenler, yitip gidenler olsa da. Bize düşen muhakeme edip, bir tarafımızda ölüm duygusunu hatırlatan işaretler bulundurmalıyız. Mesela trafikte seyreden cenaze arabaları size birşeyler düşündürmüyor mu? Ya da musalla taşı ve yahut da ölülerin başlarına dikilen mezar taşları?

Yaşamak ama yaşamın kıyısında ölümle komşu olduğunu hiç unutmamak gerekir. Bir yanımız mavi yosun olmalı, bir yanımız bahar bahçe yine bir şairin dediği gibi. İçinizi bunalttıysam kusuruma bakmayın ama bu yazıda böyle oldu. Klasikle bitiriyorum; içim sıkılmasa o kadar tek bir satır bile yazmazdım.