Tanımlamak Her Zaman İçin Sınırlamaktır

Tanımlamak her zaman için sınırlamaktır. Bir kişiyi ya da bir görüşü tanımladığınızda, cümlelerinizin formatı ne olursa olsun sınırlamış olursunuz. Bu değiştirilemez bir şey. Ön yargı gibi. Bir kişi, kurum, marka, görüş ya da akım hakkında açıklama yaparken ya da görüşümüzü bildirirken, farklı boyutlarını, göremediğimiz taraflarını söyler ya da konuşuruz. Bu durum aslında dairesi ne kadar geniş olursa olsun bir şeyi tanımlarken onu sınırlandırmış olduğumuzu gösterir.

Muhafazakar bir kesimi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ya da muhafazakarlıkla ilgili ne biliyorsunuz? Gibi soruları muhafazakar olmayan birisine sorduğumuzda muhtemelen sınırlandırılmış bir tanım alacağız. Çünkü bilgi eksikliği insanların bir konu hakkında bilmediklerini, biliyor göstermeye çalışır. Gerçekten de aldığımız cevaplar içerisinde muhafazakarlık ile uzaktan yakından alakalı olmayan tanımlar bulabiliriz. Sınırlamak olgusunun başlangıç noktası burasıdır. İnsan kendi zihninin kavrayacağı ve anlayacağı düzeyde bir tanımı bilmek ister. Ona göre o tanım en doğrusudur. Zihinde kalan artıklar, bilginin insanda ne kadar küçük bilişler ya da doygunluk ile yakından alakalı olduğunu gösterir.

Bir bilgiyi öğrenme sürecinde hiçbir çaba göstermediniz, açıp kitap sayfalarına bakmadınız ya da internetten alakalı konu başlıklarına göz atmadınız fakat bir şekilde bir bilgi kafanızda yer etti. Doğru veya yanlış olduğu hakkında da yine herhangi bir araştırma yapmadınız. Ve bir gün o bilginin, tezgahınızda sergilenme zamanı geldi. Bir tartışmada olduğunuzu varsayalım ve de sizin o öğrendiğiniz artığın aslında yanlış olduğunu. Cesur bir edayla ortaya sözünü ettiğim bilgi artığını attınız ve anında tepkiler gelmeye başladı. Evet, tanımınız yanlıştı çünkü. Küçük bir şok yaşadıktan sonra, ufak bir manevra ile gözleri üzerinizden çektiniz. Fakat bu süreçten sonrası, yaşanılan bu süreçten çok daha önemli. Tanımı konusunda yanlış bilinen bir bilginin, tarafınızca yanlış bilindiğinin teşhiri, hoşunuza elbette ki gitmeyecektir fakat daha sonra bu yanlışların tekrarını yapmak aynı yüzleşmelere maruz kalmak, kendinize bir şey katmamak ve en vahim olanı başa sarmak, kendini tekrar etmek demektir.

Biz bilginin eksikliğinden ya da bilgiye erişme yolunu zahmetli bulduğumuzdan dolayı hem kendimizi hem de dünyamızı sınırlandırıyor ve kendimiz de dahil her şeyin tanımını bu şekilde yapmayı tercih ediyoruz. Örneğin güzel bir kadın nasıl olmalıdır? Sorusunun cevabını ne şekilde ve ne uzunlukta verirseniz verin mutlaka sınırlandırmışsınızdır. Mesela size göre güzel bir kadın kıvırcık saçlı, uzun boylu, kahverengi gözü olabilirken bir başkasına göre orta boylu, yeşil gözlü, uzun saçlı birisi olabilir ve bu tamamen öznellikle ilgilidir.

Hepimizin ortak bir tanımlaması olmayabilir fakat toplumların kabul etmiş olduğu bir takım değerlerin ve görüşlerin tanımı konusunda en azından bir çizgi etrafında toplanmamız gerekir. Örneğin solculukla ilgili tanımlara baktığımızda işin içine öznellik girmemelidir. Aynısı sağ-muhafazakarlık için de ya da liberallik için de. Ne olursa olsun tanımları rasyonel bir ifade ile yaptığımızda ilerlememizi daha kolay sağlayacağız ve saygı adlı mukaddes duygu bu şekilde kendini gerçekleştirecektir.

Şimdilik bu kadar. Hoşçakalın.

 

  • Duygu

    kahverengi gölü olan kadın 😀
    bu sitede yazım yanlışlarına takan tek benim heralde 🙃😀