Tecrübe Nedir?

Öncelikle tecrübe nedir? Tecrübe bir şeyi yaşamak, tatmaktır. Bir bilgiyi deneme sınama yoluyla öğrenmektir. Başka bir tabirle hatalarımıza verdiğimiz isimdir tecrübe. Ama ben size başka bir şeyi sorgulatmak istiyorum. Tecrübelerimi başka birine nasıl daha etkili bir şekilde aktarırız? Ve sizce tecrübelerimizi başkalarına aktarmalı mıyız? Veya onların da tecrübe etmelerine izin mi vermeliyiz.

Geçmişten günümüze insanlar kendi yaşadıkları zorlukları kendinden sonra gelecek olan nesil yaşamasın diye tecrübelerini aktarmaya çalışmışlar. Kendi yaptıklarının sonuçlarını gelecek nesil ile paylaşarak onların kendilerine daha belirgin bir yol çizmelerini istemişler. Onların vakit kaybetmelerini istememişler. Tecrübeyi tecrübe etmek aptallıktır diye bir söz var. Çünkü insan hayatı her şeyi tecrübe edecek kadar uzun değil. Hatta çok kısa. Bundan dolayı tecrübelerimizi paylaşmalıyız. İnsanlığın iyiliği için bunu yapmalıyız. Peki bunu daha etkili bir şekilde nasıl yapabiliriz? Çoğu kere size hayat hikayelerini anlatmaya çalışan yaşlılara denk gelmişsinizdir. Peki kaçında size gerçekten yararı dokunabilecek birkaç şey öğrendiniz? Belki de sizle gerçekten yararı dokunacak bir şeyler bir şeyler paylaşacaklardı ama siz dinlediniz mi? Dinlemediyseniz eğer neden dinlemediniz. Çünkü tecrübeyi paylaşmak için pekte etkili bir yol değil, de mi? Bir de olayın diğer tarafından bakalım.

Tüm suçu tecrübeye atmak da olmaz. Ya biz tecrübeye gereken değeri vermiyorsak? Mesela hız tutkunlarını düşünün. Bu tarz insanlara ne kadar da arabayı yavaş kullanmalarının hem kendi sağlığı hem de başkalarının sağlığı için önemli olduğunu anlatsan da bu tarz insanlar genellikle hız tutkunu olmaktan kolay kolay vazgeçmezler. Ancak büyük bir kaza onları durdurur. Bir musibet bin nasihatten evladır diye boşuna dememişler (Gerçi kazanında etkilemediği insanlar vardır ama onlar konumuz dışında). Yani böyle insanlara tecrübeyi aktaramazsın. Sadece yaşamasına müsaade edebilirsin (hız tutkunlarının kaza yapmasına müsaade edin demiyorum. Bu sadece bir örnekti). Daha iyi bir örnek vermek gerekirse küçük bir çocuğun ateşe elini uzatmasını düşünün. Her ne kadar da çocuğa cıs desen de çocuk elini hep uzatmak isteyecektir. Ama bir defa karışmayıp elini yakmasına göz yumarsan o zaman anlayacaktır neden ateşe el uzatmaması gerektiğini.

Sonuç olarak tecrübelerinizin ne kadarını aktarıp ne kadarını başkalarının da tecrübe etmesine izin vereceğiniz size kalmış. Ama karar vermeden önce şunları da göz önünde bulundurun. Osmanlı devletinin şehzadelerinin tecrübe kazanması için küçük yaşta sancak beyliklerine ataması da, Bobby Fischer’ın 12 yaşındayken sahalardan kaybolup 1 yıl boyunca satranç üzerine yazılmış en iyi kitapları okuyup döndüğünde bir satranç efsanesi olması da bu 2 seçeneğin en güzel örnekleri arasında.

Furkan ŞAHİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: