Kimsesizler Mezarlığı

Bir düşünün, kimsesizler mezarlığı. Öldüğümüzde hangimiz oraya gömülmek ister ki? Her ne kadar içinde yaşadığımız dünyada elle tutulur birkaç eş, dost akraba olmasa bile, mezarımızı ziyaret edecek birileri olsun isteriz. Kimsesizler mezarlığı, ölümün en acı hali. Sonun en sonu; en istenmeyecek son.

Vaktiniz olduğunda kimsesizler mezarlığını ziyaret edin. İsimlerinin yazılı olduğu taşlardan başka refakatçileri yoktur orada yatanların. Ya da altında yattıkları toprağın üstünde yeşeren otları, mezarlık çalışanları tarafından sulayacak birileri de yoktur hem. Hem isimleri de yazmaz taşların üzerinde. Belki bir numara, bir işaret ya da hiçbir şey.

Derin bir sessizlik, uzun süre kimselerin gelmeyişinin ardından bir telaş ama biraz burukluk, biraz da kırgınlık dolu bir telaş aslında bu. Hep beklenen ama beklenilen kişilerin gelmeyişinden sebep bir burukluk. Kimsesiz, annesiz, babasız, sevensiz…

İyi gün dostu olmayanlar en çok kötü günde belli olur derlerdi. Ölüm, en kötü gün olsa gerek. Bir de ölüler, cenazesine gelenleri görürmüş inancı vardır ya bizde. Düşünsenize kimse gelmemiş mezarınızın başına, belediyenin atadığı bir imam, birkaç da cenazenin kaldırılması için gerekli üç beş kişi. O kadar. Belki bir sığınmacı, vatanındaki iç karışıklıktan kaçarken denizin ortasında can verir, cansız bedeni toprağa verilir. Ve onu ne yakınları, ne annesi ne de babası, hiçkimse bulamaz. Yalnız kendi.

Öz vatanından uzakta defnedilmenin üzüntüsü bir yanda, mezarını bile bulamayacakları bir yakınının; oğlunun, babasının ya da arkadaşının olduğunu bilmek bambaşka. Düşünsenize ölmüş olabilir, başına türlü felaketler gelmiş olabilir ama en azından bir yerde medfun olduğunu bilmek istemez miydi insan?

Mezarlıkta akşam nasıl oluyordur kim bilir? Hele de kışları. Ve mesela Karacaahmet. Örneğin yanı başınızda hayat tüm hızıyla akıyor. Ve siz, sadece izlemek zorunda kalıyorsunuz. Üstelik ziyaretinize gelen kimseler yok. Hemen yanı başınızdaki mezarların içindekiler de aynı akıbete uğramışlar. Karacaahmet en azından kimsesizler mezarlığı değil. Gelen geçenler, bir Fatiha da size okuyabilir belki. Ve belki o zaman içinizdeki burukluk bir nebze azalır. Kimsesizler mezarlığına kim gelsindi?

Ölümün de hayırlısı. İnsan ölümünden sonra da uğranılmak ister. Birileri gelsin, yeşeren otlarını sulasınlar, dua etsinler ister. Ölümün de hayırlısı, insan arkasında bir Fatiha okuyacak birilerini bırakmalı. Vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir