Tezhip Sanatı

Hat şaheserlerini en zarif şekilde tezyin etmek ve güzelleştirmek için ortaya çıkmış tezhip, inceliğin, sabrın ve zarafetin kağıtla ve kitapla buluştuğu nadide sanatlardan biridir. Elbette tezhibin bu kadar rağbet görmesi ve icra edilmesinin sebebleri vardır. Peygamber Efendimiz’in; kim ki besmele yi güzelleştirmek için yazarsa Allah-u Teâlâ ona af ve mağfiret eyler. Hadis-i Şerif’te hattatlara olduğu gibi müzehhiblere (tezhip sanatkarları) ilham kaynağı olmuştur. Böylece müzehhibler öncelikle mushafları ve daha sonra yazma eserleri murakka ismi verilen yazı albümlerini, fermanları ve hat levhaları güzelleştirmek için gayret sarf etmişlerdir.

İnce sanata ince alet gerekir; Tezhip “altınlamak” anlamına gelmektedir. Zira bu sanatta kullanılan en mühim malzemelerden biri ‘varak (yaprak) altınıdır’. Adeta bir soğan zarı inceliğin de olan bu altın, çeşitli safhalardan geçirilerek ezlilir ve kılkalem fırçalarla tezhiplenen zemine sürülür. Kılkalem kedinin tüylerinden yapılır ve adındanda anlaşılacağı üzere çok incedir. Bu fırça tezhibin en yeğane aletidir. Altınla birlikte çeşitli renklerde boyalar da kullanılmaktadır.

İlginizi Çekebilir:  Lespugue Venüsü Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Tezhip sanatı motifleri tabiatta yer alan güzelliklerin -eski tabiriyle “üslubu çekilmiş” hallerini gül, lale, sümbül, karanfil, şakayık gibi bir çok çiçek ve bunların yaprakları, dalları sanakarın gözüyle ve zevkiyle yeniden şekil bulmaktadır. Mesela, bir çiçeğin dikine kesitinin üstublaştırılmış hali hatâyi, Kuşbakışı görüntüsünün üstublaştırılmış haliyse, bu penç adı verilen motiflerin oluşmasına sebeb olmuştur ki bu gibi bir çok motif, tezhip sanatının yapıtaşıdır. Bu, ne tam olarak tabiatı kopyalamak, ne de aksi şekiller ortaya koymaktadır. Yani müzehhibler, tabiat güzelliklerinin esas çizgilerini, kendi sanat zevkleri ve bakış açılarıyla yeniden yorumlamış ve nihayet tezhip kompozisyonları hazırlamışlardır böylece müslümanların, resme rağbet etmeyip dahiyâne bir şekilde, kendi sanatlarını meydana getirip geliştirdiklerini söyleyebiliriz

Saray Nakışhanesi

Tezhip sanatı, bir Türk geleneği olarak sarayda yer alan nakışhanede icra edilmekteydi. Burada bulunan sanatkârlar usta-kalfa-çırak ilişkisi içerisinde ve ser nakkaşın idaresinde çalışmaktaydılar. Böylece hem iş bölümü yapılmakta, hem de her sanatkâr, Nakışhanenin çeşitli kısımlarında ihtisas görmekteydi. Bu ortaklaşa çalışma sayesinde eserler hızla tamamlanmaktaydı. Bugün başta Topkapı Sarayı olmak üzere, dünyanın birçok yerine dağılmış olan nefis el yazmalarının çoğunun tezhipleri, Saray nakkaşlarının elinden çıkmıştır. Müzehhiblerin ayrıca, ferman berat, menşur gibi bizzat padişaha ait emirnamelerinin tezhiplenmesi de kanundu. Bugün başta başbakanlık Osmanlı Arşivi Müzehheb Ferman kısmı olmak üzere, çeşitli yerlerde görülen tezhipli ferman ve beratlarda yine Saray nakkaşlarının eserlerdir. Elbette Saray dışında serbest çalışan Müzehhibler de bulunmaktaydı. Sarayda bir eser hazırlanırken, işe uygun kabiliyetli biri bulunmuyorsa çarşı esnafının için de ücret karşılığında kabiliyetli ustalar sarayda calışırlardı. Hatta bu şekilde nakışhane sahibi olan veya kendi kendilerine çalışan üstad sanatkarlardan istifade olunduğu gibi, bunlara ulûfe (üç ayda bir alınan maaş) bağlanırdı.

İlginizi Çekebilir:  En Başarılı Haykırış: The Massacre of the Innocents
Gül ki Rasulullah Kokar

Hattatlar, Kur’an-ı Kerim’in hattını mümkün olduğu kadar güzelleştirmeye gayret gösterirken, müzehhibler de bunu tamamlamaya calişmışlardır. Bilhassa Mushaflainceligi rın ser-levha ismi verilen ilk sayfası, tezhip sanatının en güzel örneklerini sunar bizlere Kur’an-ı Kerim’i okumaya başlayan kişi, bu ilk sayfada gözünden gönlüne akan güzellikleri hissediverir. Ayrıca, sure başları, ayetler arası durak gülleri, secde yerlerini belirten 14 secde gülü, her on ayette bir aşere gülü, her beş ayette bir hamsi gülü, 20 sayfa da bir cüz gülü, her beş sayfa da bir hizip gülü Mushaf-ı Şerifleri süsleyen tezhip motifleridir. Bunlara gül isminin verilmesi de ayrı bir inceliktir. Zaten “Tezhip Sanatı” denildiği vakit ilk akla gelen de, bu sanatın inceliği olsa gerektir. Mushaf tezyinâtı, hatime ismi verilen ve hattatın imzasının yer aldığı son sayfayla biter.

İlginizi Çekebilir:  Antropomorfik Nedir? Ne Demek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir