Türk Eğitim Sisteminin Sorunları: Yöntem Eksiklikleri

Türk eğitim sisteminin sorunlarını ele alacağımız bu yazı serisinde eğitim sistemimizin başlıca sorunlarının ne olduğundan başlıklar halinde bahsedeceğiz. Türk eğitim sisteminin en önemli sorunlarını başlıklar altında sıraladığımızda genel anlamda yöntem eksiklikleri, veliler, öğrenciler, öğretmenler ve devlet olarak beş farklı sorun aşamasından bahsedebiliriz. Bu beş aşamanın eğitim sistemimizdeki aksaklıkların temelini oluşturduğunu, neden eğitimin Türkiye’de istenildiği gibi ilerleyemediğinin cevabı olduğunu anlatacağımız bu yazı dizisine yöntem eksikliklerinden başlamak istiyorum.

Türkiye’de çoğu eğitim kurumlarının, hatta markalaşmış ve kimileri tarafından parmakla gösterilen kurumlar da dahil kara düzen içinde öğretim görevini üstlendiklerini görüyoruz. Bu yöntem eksikliğine kademe kademe bakalım. İlk önce takip meselesine değinelim.

Takip

İlkokul

İlkokul öğrencilerinin zihni gelişim olarak en verimli adaylar olduğu bir gerçek. Bu dönemde çocuklara yönelik olumlu yönde katkıların ilerleyen dönemlerde bireyin gelişimi için büyük bir adım olacağından hiç kuşku yok. Fakat başta Anadolu olmak üzere ülke genelinde ilkokulların durumu içler acısı. Öğrencilere ya aşırı yükleme var ya da öğrencilerin ders takibi ve gelişim süreçlerinin desteklenmediği tamamen gevşek bir ortam. Öğrencilerin gelişim olarak en verimli olduğu ilkokul çağlarında, bu dönemin öneminin aksine öğretmen ve velilerinden herhangi bir takip gelmiyor. Tamamen kendi kendine yetişen öğrenciye zamanında eğitim şuuru aşılanmamışsa bireyi kaybetmek işten bile değil. Özellikle köylerde yaşayan öğrenciler için ileriki dönem ya askerlik ya da ev hanımlığı.

Lise

Mesleki eğitimin ve akademik hayatın ilk aşaması olan llse, öğrenciler için en önemli ikinci basamak konumunda. Üniversiteye hazırlık yapmak için ideal bir dört senenin olduğu lise yıllarında öğrencilerin takibi oldukça önemliyken bu takibin çoğu zaman yapılmadığı görülüyor.

Üniversite

Üniversite öğrencisi için takip, ilkokul ve liseye göre oldukça zor. Takip konusunda öğrencinin kendi kendine yeter olması gerekir. Öte yandan üniversitede akılları başlarına gelen öğrenciler için ya çok geç oluyor ya da sancılı bir süreçten sonra istenilen elde ediliyor.

Uygulamalı Eğitim

Takip meselesi bu şekilde. Yöntem eksikliğinden bahsetmişken Türkiye’deki eğitim sisteminin en önemli sorunlarından “uygulamalı eğitim”den bahsetmemek olmaz.

Ülkemiz okullarında ancak Anadolu’nun ücra köşelerinin dışında laboratuvarlar var. Şehirde okuyanlar için bu imkanlar veriliyor olsa da köyde ya da kırsalda okuyan öğrenciler için böyle bir imkan ne yazık ki yok.

Değişen Sınav Sistemleri

Devlet tarafından neredeyse her yıl periyodik olarak değiştirilen ve değiştirilme açıklaması daha iyiye gitmek olan sınav sistemlerinin olması gerekenden daha fazla değişmesi öğrencilerin adapte olma sürecini zorlaştıran bir neden. Oysa sınav sisteminin yüzyıllardır aynı olmasına kimse taraftar değildir fakat belirli ve her yönüyle kusursuz bir sınav sisteminin hazırlanması üzerinde binlerce kişinin kafa yorduğu bir ekibin kaç yılını alır ki?

Garanti

Öğrenciler için en önemli ve en büyük stres kaynağı hiç şüphesiz gelecek hakkında duyulan endişe ve korku. Bu endişe ve korkunun altında yatan en önemli neden ise garantinin olmayışı. Öğrencilerin “ne olacağım, atanabilecek miyim, mezun olunca iş bulabilir miyim” gibi sorularla kafasını doldurması eğitim sisteminin aksaklıklarından ötürüdür.

Ezbercilik

Dünyanın herhangi bir bölgesinde Türkiye’de olduğu kadar ezberci bir eğitim sistemi yoktur. Sözel olanı geçelim, sayısal olan da ezbere tabi tutuluyor. Çarpım tablosu bile.