Türküler Evrenseldir

Türküler evrenseldir, her şeyden önce türkülerin belirli bir ırkı ya da milleti yoktur. Duyguların ortak olduğunu, dünyamızda paylaştığımız tüm hislerin aslında bir başkasının duygu ya da hislerinden çok da farklı olmadığını bilmeliyiz. Türküler de duygu ve hislerin bir tezahürü olduğu için, onları belirli bir sınır içerisinde değerlendirmek rasyonel olmayacaktır.

Dert çeken oldukça türkü var olur derler. Türküler susmaz. Bazen bazı türkülerin alıp bizi bilinmez diyarlara götürdüğü olmuştur. Bazen de neşelendirip, yüzümüzde bir tebessüm oluşmasına da sebep olduğu olmuştur. Her insanın türküden anladığı yorum ve haz farklıdır. Hatta bir türkü küçükken farklı, gençlikte biraz daha farklı ve yetişkinlikte ise çok daha farklı olabilir. Anlamlar tecrübe edildikçe daha da derinleşir. Önceleri sadece melodisi hoşunuza giden bir türkünün, daha sonraları sadece anlamları size o türküyü dinletebilir.

Bireysel değerlendirme ve etnik kimliğe göre bir türküyü sınıflandırmak yanlış olacaktır. Örneğin Sarari Havin Mernem adlı bir türküye rastladım radyoda. Çok hoşuma gitmişti. Daha sonraları detaylı araştırdığımda türkünün Ermenice olduğunu öğrendim ve bunu zerre kadar endişelendirmedi. İşte o zaman türkünün milleti olmadığına karar verdim. Ne olursa olsun türkü evrenseldi ve herkes bir türküden kendisine haklı ve anlamlı bir pay çıkarırdı.

Kişiler değişir, sanatçılar değişir, enstrümanlar değişir fakat bütünlüğü bozulmaz bir türkünün. Çünkü türkünün belirli bir düzeyde yaşanmışlığı vardır. Yeni şeyler üretmek yerine olanı farklı söylemek ve tercüman olmak görevini üstlenir tüm türküler. Fransız türküsü de Türk türküsü de Arap türküsü de içinde bizim anlayacağımız, içinde kendimize dair bir şeyler bulacağımız dokunuşlar, nağmeler ya da tınılar barındırır.

Kısacası türküleri yargılamayalım, reklam ve para amaçlı yapılmış tüm müziklerin bir şeyleri eksik yaptığına hükmedersiniz. Bu ‘duygudur’ ve türküler diğer tüm müziklerinden farklı olarak bize duygusal argümanlar sunar.
Şimdilik bu kadar. Hoşçakalın