Uluslararası İlişkilerde Anarşi

Neo-Realizm için uluslararası sistemin anarşik olmasının iki nedeni vardır. İlk olarak Hobbes’un vurguladığı gibi uluslararası sistemde devletten farklı olarak bir üst otorite söz konusu değildir. Yani devletler ne yetkilerinin bir kısmını üst otoriteye devretmişlerdir ne de sistem içindeki herhangi bir devlet, diğer devletler üzerinde eylemde bulunma yetkisine sahiptir. Bu okuma biçimi, realizmin genel olarak egemenlik kavramına ve bunun bölünmezliği hususuna verdiği merkezi önemin bir sonucudur. İkincisi devletin işleyişinden farklı olarak, dünyada normları ve kuralları hayata geçirebilecek ve devletleri bunlara uymaya zorlayacak bir polis gücü yoktur. Neo-realizmin öngörülerine uygun şekilde Birleşmiş Milletler gibi kurumların yaptırım gücü olan Güvenlik Konseyi de zaten sistemde önemli pozisyonları elinde bulunduran beş ülkenin kontolündedir. Uluslararası sistemin bu iki özelliğinden dolayı devletler arası ilişkileri düzenleyen sabit bir mekanizma yoktur. Dolayısıyla buradan yola çıkan neo-realizm, uluslararası sistemin temel özelliğinin anarşi olduğunu devletlerin bu anarşik yapı içinde hareket ettiklerini savunmaktadır.

Anarşik bir sistemin ise üç temel özelliği olduğu söylenebilir. Birincisi güvenlik sağlayıcı bir mekanizma bulunmadığı için sistem daima güvensizlik üreten bir özelliğe sahiptir. Güvenin olmadığı böylesi bir ortamda, devletlerin tek ve en nihai kaygısı, varlıklarını sürdürmek, yani hayatta kalmaktır. Hayatta kalabilmenin yolu ise hiçbir devlete güvenilmeyeceğinden dolayı, devletlerin kendi başlarının çaresine bakmalarıdır. Güç dengesi kavramıyla birlikte düşünüldüğünde kendi başının çaresine bakma, üç şekilde gerçekleşir.

  • Devletler ya kendi güçlerini artırma yoluna giderler (iç dengeleme)
  • Ya ittifaklar kurarlar,
  • Ya da savaşlar yoluyla güç dengesindeki olası değişikliğin önüne geçerler. 

Fakat, bu üç seçenekten ittifak tercihi, devletlerin ”güven” üzerine temellendirdiği bir şey değildir. Güç dengesi bağımlı bir davranış olduğu için, ittifakların devamı ya da çökmesi, bu güç debgesi ile yakından ilişkilidir.

Neo-realizm her ne kadar anarşiyi merkezi otoritenin yokluğu ve düzenleyici kurumların olmaması şeklinde tanımlasa da, bu teoriye göre anarşi, uluslararası sistemin düzenleyici ilkesidir. Diğer bir ifadeyle nasıl devlet, iç siyasal sistemi için, ”hiyerarşi” düzen kurucu bir ilke ise, anarşi de uluslararası sistemin düzen kurucu ilkesidir. Bu yönüyle anarşinin neo-realist teoride ”negatif” bir anlamı değil aksine ”pozitif” bir anlamı vardır.