Çevreleme Politikası Nedir?

” 1946’dan itibaren ABD, Dışişleri Bakanlığı’nın önemli Sovyet uzmanlarından biri olan George Kennan‘ın savunduğu çizgiyi takip etmeye başladı. Kennan, 26 Şubat’ta görevli bulunduğu Moskova’dan Washington’a yolladığı ünlü ”uzun telgraf”ta SSCB’nin Amerikan gücünü kırmayı hedeflediğini ve bu açıdan önemli bir tehlike kaynağı olduğunu dile getirmekteydi. 1947’de Mr. X adıyla Foreign Affeirs dergisinde yayınladığı makalesinde, ABD’nin Sovyet yayılmacılığını önlemek için kullanması gereken askeri, siyasi ve ekonomik gücü tanımlamada kullandığı ”çevreleme” kavramına da yer vermişti.  ” (1)

Çevreleme politikası, Amerika Birleşik Devletleri’nin, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet yayılmacılığını önlemek amacıyla giriştiği askeri, siyasi, ekonomik güçlerin tamamına verilen isimdir. Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin temel amacı dünya genelinde Sovyetlerin dolayısıyla da komünizmin yayılmasını engellemekti. Tüm bu engelleme faaliyetlerine ise çevreleme politikası, containment policy adı verilmişti. Öncelikle çevreleme politikasının temellerinin ne zaman atıldığına ve daha sonra çevreleme politikasının hangi alanlarda ve hangi coğrafyalarda uygulandığına bakalım.

Winston Churchill

1946 yılının Martında İngiltere eski başbakanı Winston Churchill, Amerika’da yaptığı bir konuşmasında, dünyada artık eskisinden çok daha farklı bir düzenin başladığına işaret ediyordu. Churchill konuşmasında Adriyatik kıyılarından Baltık Denizi’ne kadar olan koca bir coğrafyaya ‘demir perde‘nin indiği ifade ediyordu aynı zamanda. İlk kez Churchill’in kullandığı ‘demir perde” terimi daha sonra tüm Doğu Avrupa‘daki sosyalist rejimlerin genel bir adı olacaktı. Çevreleme politikası sınırları içerisinde bir dizi örgüt kurulmuş, isimleri farklı birkaç yardım olmuştur.

Truman Doktrini

Çevreleme politikasının ilk somut adımı olan Truman Doktrini, dönemin Amerika Birleşik Devletleri başkanı Truman’ın adıyla anılan bir yardım paketiyle Türkiye ve Yunanistan’a askeri bir desteği ön görüyordu. Truman‘a göre Yunanistan ve Türkiye’ye yapılacak olan yardımlar, Sovyetlerin yayılmacı politikasını Orta Doğu’ya kaydıramayacaktı. Bu sebep, Amerika ve Batı Avrupa için yardımın yapılması için yeterli bir sebepti.

Marshall Planı

Çevreleme politikasının ekonomik ayağı olan Marshall Planın adını, dönemin ABD Dış işleri Bakanı George Marshall’dan almıştır. Amerika Birleşik Devletleri bu yardımlar sayesinde Batı Avrupa’nın, savaşın meydana getirdiği yıkıcı etkileri, ekonomik anlamda bir an önce üzerinden atmasını amaçlamıştır. Marshall Planı aynı zamanda 1950 ve 1960’lı yıllarda küresel ekonominin ayakta durmasına ve canlanmasına da büyük katkı sağlamıştır.

NATO

Çevreleme politikasının askeri ayağı olan NATO, aralarında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Belçika, Lüksemburg, Danimarka, Fransa, İngiltere, İzlanda, İtalya, Hollanda, Norveç ve Portekiz’in katılımlarıyla 1949 yılında Kuzey Antlantik Anlaşma Örgütü (Paktı) olarak kuruldu. NATO üyesi ülkelerden herhangi birinin silahlı saldırıya uğraması halinde tüm NATO ülkeleri o devlete her türlü desteği ve lojistiği sağlayacaklardı. SSCB, NATO’nun kurulmasından büyük rahatsızlık duydu. SSCB, NATO’ya karşı 1955 yılında Varşova Paktı’nı kurdu.

ANZUS Paktı

Soğuk Savaş’ın tüm dünyayı kasıp kavurmaya başladığı 1950’li yıllarda, Amerika Birleşik Devletleri bölgesel örgütler kurma eğilimine girmişti. Bu kapsamda ilk olarak 1951 yılında Avustralya ve Yeni Zelanda ile ANZUS Paktı’nı imzaladılar. Pakt çerçevesinde, Büyük Okyanus bölgesinde, iki ülkeden biri saldırıya uğradığında diğer devlet ona koşulsuz yardımda bulunacaktı.

SEATO

Bölgesel örgütler kurma kapsamında Amerika, ANZUS Paktı‘ndan sonra, Güneydoğu Asya coğrafyasında Sovyetlerin yayılmasını, komünizmin sıçramasını engellemek amacıyla ortaklaşa savunma anlaşması olan SEATO kuruldu. (1954) Kurulan bu örgüte başta Amerika, İngiltere ve Fransa gibi büyük devletlerin yanı sıra; Yeni Zelanda, Avustralya, Filipinler, Tayland ve Pakistan gibi coğrafi olarak yakın devletler de katıldı.

Karaçi Antlaşması

Bölgesel örgütlerin kurulması kapsamında Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan, çevreleme politikasının nispeten önemsiz bir ayağı olan antlaşmadır. Diğer bölgesel örgütlerden farklı olarak Karaçi Antlaşması, bir müttefiklik halinden ziyade diğer devletlerin de katılım gösterebileceği, fikir alış verişine dayalı bir dostluk antlaşmasıydı. Antlaşma SEATO ile aynı yılda (1954) imzalandı.

Bağdat Paktı

Diğer örgütlerden farklı olarak, ABD’nin isteği dışında kurulan bir örgüttür. Örgüt, Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerini bir araya getirmek istemesi sonucu kurulmuştur. İlk başta Irak’la işbirliği anlaşması halinde gelişen Bağdat Paktı’na Orta Doğu devletleri ilgi göstermediler. Mısır ve Suriye kuruluşun Batı merkezli olduğunu gerekçe göstererek ittifakın dışında kalmayı tercih ettiler. 1958 yılında Irak’ta, 1979 yılında İran’da devrim olunca Pakt, tamamen ortadan kalktı.

 

(1) Uluslararası İlişkilere Giriş, Şaban Kardaş-Ali Balcı, Küre Yayınevi