Yaralara Tuz Bas

Yaralara tuz bas, ya diner acılar ya da en fazla biraz daha fazlalaşır. Yaralara tuz bas, unutturur insana bazı hatıralarını. Yaralara tuz bas, çünkü bir acı ancak ondan büyük bir acıyla dinermiş, çoğunlukla. Yaralara tuz bas, çünkü istersin bunu. Canın yanabilir belki ama bu kesin bir çözüm yoludur. Ya en kötüsü olacak ya da yaran kapanacaktır.

İnsan bazen sadist duyguların esiri olabiliyor ve insan bu duygulara genellikle en dipte olduğu vakitte bulaşıyor. Acılar artık bir süre sonra sizde herhangi bir anlam ifade etmiyor. Ne olabilir, başka başıma neler gelebilir diyorsunuz ve birden aklınıza dünyada sefaletin dibi olmadığı aklınıza geliyor. Dünyada en sefil insan gösterin, ondan da sefil birileri muhakkak bulunur. Bu anlarda insan hiç olmadığı kadar özgürleşiyor, acı mı daha fazlası, üzgünlük mü daha beteri ve bu anlarda insan yaralarına tuz basmayı istiyor kimseler görmeden.

Yaralara tuz basmak, ilkel bir yöntemdir. Can acıtır ama sonunda işe yarar bir sonucu çıkar ortaya; yara kapanır. Siz belki yaranız kapansın istemediniz ama tuz, yaranızı size danışmadan kapatıverdi. Sinirlenir, küfredersiniz ama bir yandan da yaralardan kurtulduğunuz için ona teşekkür etmek istersiniz. Tuz, sizin sağlıklı düşündüğünüz anlarda istemediğiniz şeylerdi. Örneğin ayrıldığınız sevgilinizle daha önce gitmiş olduğunuz sinemaya bu sefer tek gitmeniz gibi. Karşı bir şeydir tuz. Normalde istemezsiniz ama aklınız selim değilken isteyebiliyorsunuz ve bazen bu sizin kontrolünüz dışında iyiye de evrilebiliyor.

Son çare derler ya o aşamaydı işte tuz. Doktorun kalbi duran hastanın kalbine son bir yumruk atması ve ekranda hareketlerin başlaması gibiydi. Deneyin, yaranıza tuz basın, sönebilir tüm acılar, sönebilir tüm itiraf edilememişlikler ve tüm yaşam sıkıntılarınız.