Athena (Minerve)

Yunan mitolojisinde Athena tasvirlerinde baştan aşağı silahlıdır. Başında miğfer sol elinde, ortasında Perseus’un öldürdüğü Medusa’nın başının bulunduğu bir kalkan, göğsünde yine Medusa’nın başı ile süslenmiş yılan zırhından bir zırh (agis) ve elinde de mızrak vardır. Diğer adı da Pallas olan Athena, Zeus’un da çok sevdiği kızıdır. Zeka, strateji ve savaş tanrıçası olan Athena çok tuhaf bir şekilde dünyaya geldi.

Zeus ile Metis’in çocuğudur Athena. Yunan mitolojisinde şairler derki Zeus her bakımdan tanrıların en kuvvetlisi en kudretlidir. Aynı zamanda akıl tanrısı olan Metis’i yuttuğundan en akıllısıdır. Zeus Metis’i yuttuktan sonra Athena doğmuştur ama Zeus’un içindedir buradan bir şekilde çıkması gerekiyordu. Tabiri caizse babasının başının etini yedi. Zeus bu baş ağrısına dayanamadı ve demir tanrısı Hephaistos’tan yardım istedi ve Hephaistos’a şöyle dedi: “Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor, artık dayanamıyorum. Alnıma, hızla keskin baltanı vur. Korkma sen benim dediğimi yap ben başıma ne geleceğini biliyorum” der. Bu söyleşinin ardından Hephaistos baltayı Zeus’un kafasına indirir ve bir anda Zafer çığlığı ile güzeller güzeli bir kız çıktı. O tepeden tırnağa silahlıydı. Basında muhteşem görkemli bir miğfer göz kamaştırıcı güzellik ve parlak bir zırh ile dünyaya gelmiştir.


Athena’nın en belirgin vasıfları ise zeka, ve strateji tanrıçası aynı zamanda bir savaş tanrıçası ve bakireliğin iki önemli kişisinden birisidir diğeri Artemis’dir. O Yunanlıların içinde yenilmez bir savaşçı idi. Cesareti hiç bir tanrı ile kıyaslanamazdı.

İlyada‘ ya göre Athena’nın sakin ve düşünceli cesareti; kaba kuvvetin ve akılsız savaşın tanrısı olan ayriyeten kardeşi de olan Ares’inkinden üstün sayılırdı. Tabi bu olay Yunanlılar da böyle. Yunan halkı Athena’yı her zaman daha üstün görmüştür Ares’ten. Çünkü Ares kan ve savaştan zevk alan akılsız kaba kuvvetin savaş tanrısı olarak görürlerdi ama Roma mitolojisinde Ares çok üstün bir tanrı gibi gösterilir. Konumuza dönmek gerekirse Athena Zeus’un kafasından kendi stratejisi ile çıkmış, ondan cesaret ve yiğitlik, annesi Metis’ten ise fazilet ve akıllı almıştır. Bu yüzden çok seviliyor Yunanlılar tarafından.

Temiz kalpli bir tanrıçaydı. Adaletten hoşlanır iyi ve akıllı insanların her zaman yardımına koşardı. Yanında bulunduğu kahramanlardan bazıları şunlardır; Perseus, İason, Theseus, Herakles gibi kahramanlara yardımcı olur. Athena kabalık ve her türlü zorbalıktan iğrenirdi.


Tydeus çok uzun ve yorucu bir savaşta yaralanmış ve yere düşmüştü. Athena babası Zeus’a istekte bulundu. Bu savaşçıya yardım etmesini istedi ve Zeus bu görevi kendisine verdi Athena hemen yer yüzüne savaş meydanına indi. Fakat Tydeus’un yakaladığı düşmanından çok kötü şekilde öç aldığını gördü. O kendisine getirilen düşmanın kafasını canice eziyordu. Bunları gören Athena iğrendi ve yardım ettiği savaşçıya sırt döndü.
Athena her zaman kahramanların ve yiğitlerin safında yer alırdı ve onlara yardım ederdi. O yüzden Athena’ya şu isimler de verilir. Promakhos(halkı için en önde savaşan anlamında), Alalkomene(düşmanı kovalayan anlamına gelir). Tanrılar ile titanlar savaşırken de Athena savaşa sivri mızrağı ile katılmıştır. Zeus’un zafer kutlamalarında trampet çalmıştır ve trampeti Athena icat etmiştir.

Athena savaş meydanına ne zaman çıksa o taraf kazanırdı. Yunanlılar ile Medya’lılar ile yapılan savaşta Athena bir grup insan ile barbarların kalabalık fakat disiplinsiz ordusunu yenmiştir. Aynı zamanda o şehirlerin koruyucusudur. Mesela ünlü heykeltıraş Phidias tarafından tunçtan yapılan Athena Promakhos savaşan (Athena) bu heykel 9 metre boyunda miğferi, zırhı ile muhteşem bir eserdir. sol elinde mızrağı atar pozisyonda duruyor. Mızrağının ucu gemicilere yol gösteriyordu. Ama Yunan-Pers savaşında bu heykel yıkılmıştır. Konumuza dönersek Athena sevdiği şehirlerde o şehirlerin koruyuculuğunu da üstlenmiştir. Athena yalnız savaşı değil barışı da severdi ki Yunan halkının bu denli Athena’ya sevgisinin en büyük sebeplerinden biridir. Barışın nimetlerini medeni hayatin güzelliğini zafer kazanan kralların kalplerine ilham ederdi. Bu yüzden medeniyet ile ilgili her şeyin koruyucusu sayılırdı.

Athena aynı zamanda flütü icat eden tanrıçadır. Athena bir gün rüzgarların ormanlar arasından geçerken çıkardığı sesleri, fısıltıları taklit etmek istedi. Bir geyik kemiği parçası aldı dedi ve bir flüt yaptı ve sonra Olympos’a çıktı ve icat ettiği flütü tanrılara sunmaya. Flütü çaldı fakat flütü çalarken suratının garip hal alması ve güzelliğine gölge düşürdüğü için Aphrodite (aşk tanrıçası) ve Hera (evlilik tanrıçası) onunla alay etti. Bu olaya kızan Athena berrak bir su kenarına gelip çalarken suya baktı ve çirkinleştiğini anladı. Flütü bir köşeye atan Athena bu flütü çalan herkesin yanakları şişmesini sağladı. (Athena’nın icat ettiği flütü bulan satyr Marsyas’ın ve Apollon’un yarışmasını Appollon bahsinde tekrardan anlatacağım)


Ayriyeten Athena insanlık adına çok güzel bir icat daha yaptı bu icat zeytindir. Tabi bu zeytinin icadı bir müsabaka ile oldu. Yunanistan’ın doğusunda denize doğru yatay bir şekilde uzanmış olan yarım adaya Attika adı verilir. Bu yarım ada üzerinde oldukça geniş bir ova içinde bugün Yunanistan’ın başkenti olan Atina şehri kurulmuştur. Bu şehre Athena’nın ismi verilmiştir tabi bu yukarıda bahsettiğim müsabaka sonucu olmuştur. Şöyle ki; Kekrops’un(aslen mısırlı olan bir adam Atik kıta’sının ilk kralı sayılmaktadır. Yunanlılara medeniyeti bu kişi getirdiği söyleniyor. Yunanlılara ekin ekmeyi öğretmiş ve Atina şehrini kurmuştur.) kurduğu bu şehre deniz tanrısı Poseidon kendi isminin verilmesini isterken Athena’da kendi isminin konulmasını istiyordu. İkisi de haklı durumda çünkü Poseidon medeniyetin önce Mısır’dan deniz yolu ile Atik kıta’sına geldiğini ve bu şehrin deniz olmaz ise koruyacağını ileri sürmüştür. Athena ise bu şehri kuranlara akıl ve zekayı kendisinin verdiğini bu şehre kendi adının verilmesinin daha doğru olacağını düşünüyordu. Sonunda anlaşamadılar. İkisi de kızmışlardı neredeyse kavga edecek seviyeye gelmişlerdi. Bunun üzerine Zeus olaya el attı ve onlara dedi ki; “İkinizden hanginiz insanlığa daha elverişli, insanlık için daha yararlı bir şeyi yaparsa Kekrops’un kurduğu şehre onun adı verilsin.” Bu müsabakayı bütün tanrılar izledi. Poseidon elindeki üç dişli yaba ile deniz kenarındaki kayaya vurdu ve oradan azgın bir at çıktı. Kişneyerek kaçtı gitti. Sıra Athena’ya gelmişti o elindeki yıldızlı mızrağını toprağa yavaşça dokundurdu ve oradan dalları pıtırak gibi dolgun meyveler ile gümüş yapraklı güzel bir zeytin ağacı bitti. Bu barış sembolüdür. İnsan leşleri ile dolu savaş meydanlarında harp arabalarını sürükleyecek olan at hiçbir zaman zeytin ağacı kadar faydalı olamazdı. Gerçekten de barış savaştan daha faydalı medeniyetin devamı için olmaz ise olmazdır. Tanrılar Athena’yı alkışladılar ve şehre onun ismi verildi.

Athena yine bir gün yeni silahlar almak için Hephaistos’un yer altındaki atölyesine girmiştir. Ama çirkinliği ile ünlü olan demir tanrısı Hephaistos bakire tanrıçaya tecavüz etmeye kalkışmış ancak başaramamıştır. Oradan hızla uzaklaşan Athena bu iğrençlik karşısında ne yapacağını şaşırır vaziyette iken kalçasına el attığında ıslaklık sezmiş ve bir bez parçası ile kalçasındaki spermi silip yere atmış. Bu sperm topraktan gelişerek Gaia(toprak tanrıçası) dan doğar ve bu çocuğa Erikhthonios ismini verir. Gaia’dan çocuğu alan Athena onu büyütmeye karar verir ve bir kutunun içine koyarak bakmalarını söyleyerek Atina kralı Kekrops’un kızlarına verir. Meraklarına yenik düşen kızlar kutuyu açarlar ve bir anda şok olurlar. Kutunun içinde yılanlara sarılmış bir çocuk görürler ve bu bakmanın cezası olarak Kekrops’un kızlarına lanetli bir delilik verir ve kendilerini öldürürler. Kutunun içindeki çocuk ise ilerde Atina şehrinin kralı olacaktır.

Athena aynı zamanda bilgelik, akıl ve güzel sanatlar tanrıçasıdır. Tanrıça bilgelik tanrıçası olarak Pronoia (temkinli-ihtiyatlı) sıfatını da alır. Simgelerinden bir diğeri de baykuşdur.

subutay

Merhabalar. Mimar Sinan Üniversitesi Klasik Arkeoloji 1. sınıf öğrencisiyim. Marmara Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliğini bitirdim. Mitoloji hakkındaki bilgilerim Mimar Sinan'daki kıymetli hocalarım ve kitaplar sayesindedir. Bu bilgilerimi sizler ile paylaşmaktan oldukça mutluluk duyuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir