Çocuk Gelişimi Neden Önemli?

Çocukluk veya çocuk psikolojisi bilinçaltından yıllarca atılamayan köklü bir psikolojidir. Çocuklar yetiştirildiği toplum, devlet, hukuk ve aile gibi faktörlerle büyürler ve karar veril tarzları, eylemleri, düşünceleri ve seçimleri büyümüş olduğu ortama göre değişiklik gösterir. İnsanın en sıkıntısız çağı olarak değerlendirmek yanlış olmaz fakat tümüyle çocukluğu basit görmek ve altını, içini kazımadan yorumlamak hepten yanlıştır. Türk adet ve görenekleri çocukları belirli bir kalıpta büyütür, düşündürür ve belirli bir kalıpta düşünmeye sevk eder. Hepimiz en azından tamamiyle özgür bir çocukluk geçirmemiş bireyleriz. Hal böyle olunca ilerleyen dönemde, yaş büyüyünce ve sorumluluk artınca aile veya ortamla çatışmalar baş gösterir. Anlayamama, bilememe gibi sorunlar, çocukluk atlatılınca ergenlikten yetişkinliğe hatta yetişkinlikte dahi artmaya, şiddetlenmeye başlıyor. 

Çocukluğun temelleri sağlam bir zemin üzerine atılmazsa ilerleyen dönemde adından söz ettiğim kuşaklar arası farklardan, anlayışlardan ve dünya görüşlerinden kaynaklanan sorunlar artar. Ergenlik döneminde bireylerin agresif ve saldırgan bir ruh haline dönüşmesinin temel sebebi budur. Koruyucu ve sorgulayıcı-araştırıcı benliğe sahip anne babaların otoritesi altında yetişmiş her çocuk istisnasız ergenlik çağını sorunlu geçirir. Peki sorunu nerede aramak lazım? Öncelikle bizim ülkemizden, bizim coğrafyamızdan başka ülkelerde, çok farklı kültürlerde çocuğun durumu ya da benliği hangi kalıplar altında şekillenmekte? Öncelikle bunu analiz etmek gerekir.

Batı kültürlerinde çocuklara geniş ama güvenlikli bir alan verilir ve çocuklar kendilerine ayrılan bu geniş ve güvenlikli alanda, ebeveynlerin kontrolü altında hareket ederler. Örneğin bizim ülkemizde olduğu gibi ayakkabı bağcıklarını anne-babalar bağlamaz veya dışarısı çok soğuk olduğunda montunu alması gerektiğini anne-babaları her seferinde söylemek zorunda hissetmezler çocuklarına. Çocuk küçükken dahi hayatı deneyimlenecek ve dışarı hayatı kendi gözlemleriyle öğrenecek. Mesela bizim kültürümüzde adam 40 yaşına gelmiştir ama çorbayı kaşıkla ağzına hala birilerinin götürmesini ister. Evet bu kesinlikle doğru, böyle örneklerin ne sakıncası olabilirdi? Hayır elbette, zararı olamaz mıydı? Olurdu. Çocukluk süreci tozpembe geçtiği gibi aynı zamanda sosyolojik ve psikolojik olarak ağır bir süreçtir. Temellerin burada, bu çağda atıldığını düşünürsek bu süreç ebeveynler için büyük önem taşımakta. Bu örnekler bize sempatik, Batı kültürü ise son derece gaddar ve soğuk gelebilir. Fakat doğru olan Batı kültürüdür. Her alanda kendi kültürümüzün üstün olduğunu düşünmek rasyonellikten son derece uzak bir düşünce biçimidir. Kabullenmek gerekir bazı durumları. 

Çocuğun önemi, çoçuğun yetiştirilmesi başlı başına bir politika çerçevesinde yürütülmesi gereken önemli olguların başında gelir. Devlet olarak, millet olarak bunun bilincinde olmalıyız. ‘Hadi amcaya söv’ demekle bir neslin faydalı olacağına ya da dediğim dedik bir yaklaşımla bir çocuğun ülkeye yararı olacağına veyahut da ‘el bebek gül bebek’ büyütülmüş bir çocuğun sağlıklı bir yetişkinlik geçireceğine inanıyor musunuz? Tüm bunlara, bu anlatılanlara rağmen inanıyorsanız bence biraz Pollyannacı bir yaklaşıma sahipsiziniz. 

Bir sonraki yazıda çocuk benliğinin evrelerini ve özelliklerini konu edineceğim. Böylece çocukluğun ve sürecinin önemli yapı taşlarının ne olduğunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir