Etnosentrizm ve Kültürel Relativizm Nedir?

Kültürel bağlılığı veya ben merkezli düşünce sistemi olarak bilinen etnosentrizm, kişinin kendi kültürünü esas alması ve diğer kültürleri açısından değerlendirmesi anlamlarına gelmektedir.

Kültürler birbirlerinden farklı olmakla birlikte insan belirli bir kültür kalıbının içinde doğar ve o kültürün sınırları içinde hayatını devam ettirir. Başka Bireylerin kültürüne ve kültürel değerlerine aşina olmadığı için kendi norm ve değerlerini diğer kültürlerden daha üstün görme çabası içine girer. Her kültür grubunda insanlar kendi ahlak anlayışları, evlilik şekillerini, gündelik giyinme biçimlerini ya da etik anlayışlarını diğer kültür grubuna göre daha doğru ve daha kesin olarak görür ve yargılar buna göre şekillenir.

Mesela güreş ve ciriti en iyi spor; boks, Amerikan futbolunu ya da boğa güreşini bir vahşet olarak değerlendirmek ve sporlara bu gözle bakmak, etnosentrik bir düşünce örneğidir.

Örneğin kendi kültürümüz açısından değerlendirecek olursak kedi, köpek gibi evcil hayvanların eti yenmez. Bu durum, hem bir vahşet hem de iğrenç bir örnektir. Başka bir toplum için de dana etinin yenmesi ve süt ürünlerinin tüketilmesi etik olmayan ve çirkin bir davranıştır. Bu durum bize göre bir akılsızlık örneği ve gayet anormal bir durum olarak gelebilir. Bu görüş de yine etnosentrik görüştür.

Bu yaklaşım tarzı genellikle bir diğer millet, ırk ya sa grup içinde yaşayan fakat izole olmamış ulus ya da gruplar bünyesinde yaygın olarak görülür. Tarihte pek çok millet, başka milletlerin boyunduruğu altında yaşamaya mahkum olsa da kendi kültürel benliklerini kaybetmemişlerdir. Örneğin İbraniler bu temsili iyi bir şekilde karşılar. Tarihlerinde pek çok milletin boyunduruğu altında yaşasalar da kendi dillerini ve dinlerini unutmamış ve asırlar boyunca devam ettirmişlerdir. Hatta İbraniler için şöyle bir tanım da vardır: “Ölü dinlerini ve ölü dillerini dirilttiler.”

Öte yandan Muhafazakar toplumlarda sık görülen etnosentrik yaklaşım tarzı, aynı zamanda modern toplumlarda da görülmektedir. Bunun en temel sebebi, milletlerin kendi kültür, tarih, dil ve dinlerini hikayeci ve popüler bir yaklaşımla anlatıp yazmalarında saklıdır. Realist bir yaklaşımdan uzak olan kendi kültürünün üstün olduğuna dair inançların temelinde yukarıda da görüldüğü üzere ait olunan kültüre dair kesin hükümler ve kör taassup içerisinde olmak yatmaktadır.

Bu görüş, karşılıklı hoşgörü ve anlayışı reddetmekle birlikte rasyonel düşünceye de bir engel teşkil eder. Birey, her zaman için, ait olduğu kültürün en iyisi ve en doğrusu olduğuna dair kesin inançlar taşır. Bu bir nevi şovenizmdir.

Sosyolog William G. Sumner, içinde bulunduğumuz kültürün her şeyin merkezinde olduğunu kabul eder. Çevremizdeki diğer kültürde kendimizi kıyaslayacağımız birer referans noktalarıdır.

Etnosentrizmin olumsuz yönleri çok olmakla birlikte olumlu yönleri de vardır. En önemli olumlu yönü, grup üyeleri arasındaki bağların kuvvetli olmasını sağlar. Ayrıca etnosentrik bir düşünce yapısı, grup üyelerine kolektif bir bilinç aşılar.

Herhangi bir kültürü, yine o Kültürün yapısı içerisinde, herhangi bir yanlı tutum sergilemeden ve değer yargıları kullanmadan tanımaya ve anlamaya “kültürel relativizm” denir.

Zira, geniş bir perspektiften bakıldığında her kültür kendi içerisinde anlamlı bütünlerden ve parçalardan oluşmaktadır. Mesela şöyle bir örnekle anlatımı güçlendirebiliriz.

Eskimolar, yaşlıları ölmeleri için soğuğa bıraktıklarında ya da ayıların önlerine attıklarında bu örnek bizim için son derece mantıksız ve vahşi gelebilir. Ancak Eskimoların bu davranışlarını, içlerinden en yaşlısını seçerek geride kalan grup üyelerinin hayatlarını daha rahat devam ettirebilmeleri ve stokları çok az olduğu zaman içlerinden en zayıf olanı seçerek kuvvetli olanın hayatta kalmasını sağlamak olarak düşündüğümüzde ve de Eskimoların yaşam standartlarını göz önünde bulundurduğumuzda mantıklı gelebilir. Bu açıklamayı bilmediğimiz zaman Eskimolar hakkında vahşi ve cani oldukları yorumunu yapabiliriz.

Söz konusu bu davranış, bireyin kendi kültürel kalıpları içerisinde evreni değerlendirmesine ve çevresinde olup bitene anlam vermesine neden olur. Bu da diğer kültürleri objektif anlamda değil yanlı bir şekilde değerlendirmesine ve sonucunda yanılmasına neden olacaktır.

Kültürel relativizm, insanlara kültürleri kendi kalıpları içerisinde değerlendirildiğinde nasıl anlamlı bütünler haline geldiğini gösterir. Fakat birçoğumuz böyle bir anlayışa sahip değil. Örneğin bu dinde de tarihte de bu şekilde devam ediyor. Herkes kendi dininin en mükemmel ve en güzel olduğunu; herkes kendi milletinin dünyanın en iyi milleti olduğunu; herkes kendi takımının en iyi takım olduğunu bir başkasına empoze etmeye çalışıyor.

Konu, Şovenizmle doğrudan alakalı bir durum olduğu için Şovenizm başlığına da uğramanızı tavsiye ederim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir