Farklılık Olarak Dedikodu

İnsanoğlunu diğer canlı türlerinden kesin çizgilerle ayıran noktalar şu an bilim literatüründe mevcut. Fizyolojik etkenler, düşünme biçimleri, davranışlar biz insanları diğer canlı türlerinden ayıran temel niteliklerdendir.

İnsanoğlu tarihte birçok kırılmalar yaşamıştır. Bunlardan biri de Tarım Devrimi’dir. Tarım Devrimi’nden önce insanoğlu avcı-toplayıcı, dağ bayır gezip yiyecek ve içecek arayan bir tür memeli iken Tarım Devrimi’nden sonra değişen koşullar insanoğlundaki ilerlemenin hızında çığır açtı. Yalnız günü kurtaran bir canlı değil, daha kompleks düşünen, ileriye dönük, planlı ve türlü öğretilere açık bir canlı kimliğine büründü. Hiçbir canlıda olamayacak düzeydeki bu gelişimin insanoğlunun yaşamı anlamlandırma ve değerlendirme ilkelerinde köklü değişiklikleri de beraberinde getirdi. Mesela: Dedikodu.

Dedikodu kavramı insanlarla hayvan ya da bitkiler arasındaki farkı anlatmak için güzel bir nokta. “Ağaçların arasında gezen bir maymun var” diyen bir canlı ile “Ağaçların arasında gezen bir maymun olabilir” diyen bir canlının zihin yapısı ve genel özellikleri birbirinden çok farklı düzeydedir.

İnsanoğlu ihtimalleri ve varsayımları bir bütüne dahil ederek yorumlamayı öğrendi. Geçmiş birikimini ve tecrübesini de ekleyerek yapılan her işi daha sağlam bir kurguyla yapmayı başardı.
Hayvan ve bitkiler insanlardan farklı olarak uıı ‘içgüdüsel’ hareket etmek zorundadırlar. “Şu tepenin ardında bir çita olabilir” diyebilme seçeneği yoktur bir ceylanın çünkü ihtimalle gerçeğe daha yakın olan arasındaki bağlantıyı kurmada yeteneksiz yaratılmışlardır.

Beş duyu organından bağımsız olarak insanoğlunun sezgi hissi, hayvan ve bitkilerden daha güçlüdür. Bir ceylan ancak çitanın kokusunu aldığında ya da çitayı gördüğünde harekete geçer.

İnsanın bu sezgi gücü ‘öğrenilerek, tecrübe edilerek’ kazanılan bir beceri. Konuşma yetisini henüz kazanmış çocuktan varsayımlara dayalı bir konuşma yapmasını bekleyemezsiniz.

Yeme, içme, üreme gibi doyurması gereken fizyolojik ihtiyaçlarının dışında insanoğlunun belki daha fazla miktarda doyurması gerektiği psikolojik ihtiyaçları vardır. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde olduğu gibi ilk önce fizyolojik ihtiyaçlarını tamamlamalı insan ki daha sonra psikolojik ihtiyaçlarını sağlamak için gerekli ortamı oluşturabilsin.

Bu insan için böyleyken hayvanlar ve bitkiler için böyle değil. Onların fizyolojik gereksinimleri dışında karşılamak zorunda oldukları herhangi bir ihtiyaçları yoktur. O yüzdendir ki bitki ve hayvanların ikinci bir lüksleri yoktur. İnsan içinse lükslerin sınırı henüz çizilmiş değil.

Dedikodu yalnızca bir örnek. Farkı daha net anlatabilmek ve gösterebilmek için. Oysa milyonlarca örnek verilebilir bu ayrım için. Dedikodu teorisini daha detaylı ve derinlemesine araştırmak için Yuval Noah Hareri’nin Hayvanlardan Tanrı’lara Saphiens kitabını okuyabilirsiniz.

İnsan ne tuhaf varlık !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: