Haçlı Seferleri

Haçlı Seferleri,1095-1272 yılları arasında Papa’nın öncülüğü ve kışkırtmalarıyla Ortadoğu’da, başta Kudüs şehri olmak üzere Müslümanların elindeki kutsal toprakları ve Müslümanların sahip oldukları zenginlikleri ele geçirmek amacıyla Avrupalı Hristiyanların düzenledikleri toplam dokuz seferin adıdır.

Haçlı Seferlerinin nedenlerinden bazıları şunlardır:

1.Dini nedenler:

– Papa’nın ve emrindeki din adamlarının Avrupa’daki feodaller ve krallara karşı etkinliklerini daha da arttırma arzuları,

– Müslümanların elinde bulunan başta Kudüs şehri olmak üzere Hristiyanlarca kutsal sayılan yerlerin ele geçirilmek istenmesi,

– Bir yandan Müslüman Selçuklu ordularının Anadolu’yu ele geçirerek Bizans kapılarına dayanması, Endülüs Müslümanlarının İspanya üzerinden Hristiyan Avrupa’ya tehdit oluşturmaları, Kuzey Afrika’daki Müslüman Ağlebilerin Sicilya ve Malta adalarını ele geçirerek, Roma şehrini yağmalamaları.

2.Ekonomik nedenler:

– Avrupa’da yaşanmakta olan derin yoksulluk,

– Feodellerin yeni topraklar elde etme istekeleri ve macera arzuları,

– Avrupa’nın Ortadopu’nun zenginliklerini ele geçirmek istemeleri,

– Uzak Doğu ile Avrupa arasında Ortadoğu’dan geçen ticaret yollarının kontrol edilmesi.

Haçlı Seferleri içerisinde en ünlüsü 1095-1099 yılları arasında, Papa 2. Urban önderliğinde, fanatik keşiş Pierre L’Ermit’in kışkırtmalarıyla yapılan 1. Haçlı Seferidir. 1. Haçlı Seferi’nde Haçlılara karşı en büyük direnişi Selçuklu sultanı 1. Kılıçaslan göstermiştir.

1.Kılıçaslan’ın bütün karşı koyuşuna rağmen Haçlılar, Antakya ve Urfa’yı ele geçirerek 15 Temmuz 1099 tarihinde Kudüs şehrine girdiler.

Haçlılar, Kudüs’te tarihin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirerek, büyük bir çoğunluğu Müslümanlardan olmak üzere şehrin Müslüman ve Yahudi halkından seksen bin kişi kılıçtan geçirdiler.

Antakya’da Antakya Kontluğu’nu, Trablus’ta Trablus kontluğunu ve Urfa’da ise Edessa kontluğunu kurdular.

En önemli Haçlı Seferleri’nden biri de 1200-1204 arasında yapılan 4. Haçlı Seferi’dir.

4. Haçlı Seferi’nde Ortadoğu’ya gitmek üzere İstanbul’a gelen Haçlılar, Ortodoks Hristiyan olan Bizans Devleti’ne el koyarak yerine Katolik Hristiyan Latin İmparatorluğu’nu kurdular.

İstanbul’daki Latin Katolik idare 1261 yılına kadar devam etti. 1261 yılında Bizanslılar, Katolik Latin’leri İstanbul’dan kovarak yönetimi tekrar ele geçirdiler.

1272 yılına kadar süren Haçlı Seferleri’ne Avrupa’nın başta Fransız, Alman ve İngiliz kralları olmak üzere neredeyse tüm kral ve feodalleri katışmıştır.

Haçlı Seferlerinin Sonuçları

 1. Haçlı Seferleri’nin en önemli sonuçlarından biri Batı Dünyası’nın İslam Dünyası ve Medeniyeti’ni yakından tanıması olmuştur. Bu tanıma sonucu, Batı Dünyası’nı derinden etkileyecek Rönesans ve Reform hareketlerini başlatacak dinamikler harekete geçmiş, İslam Dünyası’nın tüm bilgi ve medeniyet değerleri Batı’ya aktarılmıştır.

O güne kadar sıfır rakamını bilmeyen ve Roma rakamlarını kullanan Batılılar, başta sıfır kavramı (Almancada ‘Ziffer’, İngilizcede ‘Zero’) olmak üzere Harezmi’nin Algebra(El-Cebr-cebir) ve Algoritma’sını (Logaritma) öğrendiler. Pusula, barut, dokuma, cam, deri işleme sanatı ve kağıtla tanışıp, bu bilgilerden hareketle daha ileri bilgilere ulaştılar.

2.Doğu-Batı ticaretinin gelişmesi ve ticaretle uğraşmaya başlayan şehir halkının zenginleşmeye başlamasıyla burjuva sınıfı ortaya çıktı.

Marsilya, Cenova ve Venedik başta olmak üzere Akdeniz limanları önem kazandı.

Haçlı Seferleri’ni finanse etmek amacıyla Papa ve Kralların bankerlere başvurmak zorunda kalmaları, bankerlik ve bankacılığı geliştirdi.

3. Haçlı Seferleri’nde binlerce Batılı feodal hayatını kaybetti. Bunun bir sonucu olarak feodallerin önemli bir kısmı topraklarını kaybetti, köylüler haklar iddia etti, merkezi krallıklar ise güöçlendi.

4. Haçlılar ile uzun yıllar süren savaşlarda İslam Dünyası büyük zararlara uğradı halk fakirleşti.

Müslümanların Anadolu üzerinden Batı’ya doğru ilerlemeleri uzun bir süre durdu.

Haçlılarla yapılan savaşlar, İslam Dünyası’nı, Moğol istilalarına karşı güçsüz bıraktı.

Haçlı Savaşları’ndan hemen sonra başlayan Moğol istilaları sonrası, İslam Dünyası fikri olarak, yüzyıllar sürecek bir durgunluğa girdi.