Her Şeyin Bir Hazzı Var

Her şeyin bir hazzı var öyle değil mi? Sevmenin, sevilmenin, oyuncaklarla oyun oynamanın, sevgili olmanın, sevgiliyle el ele tutuşup sinemaya gitmenin, güzel sözler kurmanın, diyalektiğin ve dahi metafiziğin de bir sınırı, bir hazzı var. Her şeyin bir hazzı olmalı zaten.

Bir şeyi sonsuza kadar yapmak ve o şeyi sonsuza kadar devam ettirmekle mutlu olabilir misiniz ya da o şeyden hayatınız boyunca zevk, haz alabilir misiniz? Fizyolojik ve biyolojik ihtiyaçları bunun dışına itmek lazım. Yeme, içme, uyuma, cinsellik gibi konularda insanın herhangi bir hududu yoktur çünkü onların hazzının bir kredi limiti ya da sonu bulunmamaktadır.

Her ne kişilikte olursanız olun bir işin vadeli olarak haz süresi vardır. Kısa vadede bir işten sıkılır ya da bir işten nefret edebilirsiniz. Örneğin kitap okumanın size verdiği hazzı ancak temel ihtiyaçların verdiği hazdan alabilecek kadar çok sevebilirsiniz. Bu normaldir ama sonsuz değildir insan salt kitap okumak dışında başka hazlar da elde etmeli. Uçurtma uçurmak, balon şişirmek, araba yıkamak ya da yurt dışına çıkmak gibi.

Her zıttın dahi hazzı vardır. Ölümün ve yaşamın, güzelliğin ve çirkinliğin, iyiliğin ya da kötülüğün ve dahi zıt olarak yaratılan her beşerin, her nesnenin. Mesela seni anmak da güzel seni beklemek kadar der Nazım Hikmet. Onun öncesinde ise şöyle der: Ayrılığın, özlemin her şeyin bir hazzı var.

Hazlarımız kısıtlanamaz öyle değil mi? Nelerden hoşlanırsak o bizimdir, o bizim hazzımızdır kısaca. Ve biz her zıttan hoşlandığımız gibi her yakından ve her şeyden de hoşlanabilir, haz duyabiliriz. Yeter ki birisi olsun hayatımızda ve onun yokluğunda da haz duyalım varlığında da…

Hoşçakalın.