I. ve II. Dünya Savaşı’nın Nedeni: Kolektif Güvensizlik

Kolektif Güvensizlik, Sanayi Devrimi’nden sonra emperyalist güçlerin dünya egemenliğinde birbiri ile yarışa girmesi ve ulus-devletlerin kendi içinde kolektif bir güvensizliğe düşmesi sonucu meydana gelmiş bir krizdir.

I. ve II. Dünya Savaşı göstermiştir ki ulus-devlet sisteminin bulunduğu kargaşa, her yere yayılan bir güvensizlik ortamını yaratmaktaydı. Ulusların, birbirlerine karşı olan güvensizliği, her birinin ölçüleri doğrultusunda silahlanmasına neden oldu ve normal koşullarda gelişmeye harcanması gereken maddi ve manevi kaynaklar savaş harcamalarına dönüşerek ekonomiye büyük yük oldu. Askeri nedenler dışında, var olan ekonomik yapılar da birbirlerine bağımlı hale geldi ve bu durum, bir çok ulus tarafından manipüle edilen bir siyasi ortamda var olmaya çalışan ulus-devletleri korunmasız bıraktı.

Ulus-devlet sınırları içerisinde güvenliğin sağlanması ısrarı, uluslararası düzen içerisinde yer alan tüm ulus-devletlerin güvensizliğine katkıda bulunmuştur. Çözüm arayışları da, yasal alandan askeri alana, ekonomiden siyasete uzanan bir çeşitlilik gösterdi. Tarihsel olarak, güçlüyü dizginleme girişimi, bir uluslararası hukuk yapısı formüle etmekti. Bu yapının kuralları, yönetimlerin ortak ilişkilerinde uyguladıkları rekabetçi öz çıkarları düzenlemek amacıyla tasarlandı. Gücün, uluslararası arenada örgütlenmesi, uluslararası toplumun yönetimine dair deneysel araçlardı. Ancak, bu aşamada mekanizmayı işletmekle yükümlü olan kurumlar, engellenmesi gereken ulus-devletlerdi.

–Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
–Uluslararası Adalet Komisyonu
–Milletler Cemiyeti (League of Nations)

II. Dünya Savaşı sonrası istikrarlı bir dünya düzeni için: Birleşmiş Milletler aktif bir rol oynamak durumunda kalmıştır. Milletler Cemiyeti Antlaşması’nın, Birleşmiş Milletler Beyannamesi ile karşılaştırılması, BM’nin sadece kendinden önce gelenin yerini almayı değil, aynı zamanda onun eksiklerini telafi etmeyi amaçladığını göstermesi bakımından önemlidir. BM, her ne kadar insan hakları ihlallerinden, nükleer silahların denetimine kadar geniş bir yelpazede uluslararası sorunlarla ilgili olsa da, en baştan beri, MC’den daha gerçekçi ve daha az yanılsama içerisinde bulunmuştur. Buna rağmen, BM, faşizme karşı güç birliği ne giden devletlerin, bu işbirliğini devam ettirecekleri inancı ilke kurulması, bu yapıyı, işbirliğinin reddi durumunda kilitlenmeye götürecek bir yapıya sahiptir.

Çifte Standartlı Dünya Düzeni

BM, insan haklarını geliştirmekten ve az gelişmiş ülkelerin toplumsal gelişmelerinde iyileşme ve ekonomik gelişimlerine katkı konularından neden sorumludur? Uluslararası İlişkilerde, 1945’ten beri, daha önceki yüzyıllarda birbirleriyle çok az iletişimi ve etkileşimi olan yapıların, günümüz yapısında fiziksel ve psikolojik olarak beraber gelişiyor olması en önemli yapıdır. Toplumun çıkarları, yerkürenin bütününe yayılan bir yapıda genişlemektedir. Büyük hacimlerdeki bilgi, bu bilginin aktarılması ve hızı, mesafeleri en hızlı şekilde kat edilmesine olanak veren ulaşım teknolojileri ve günümü ekonomisinin küreselleşmesi “Küresel Köy” kavramını günümüz gerçekliğine getirmektedir.

 

Yar. Doç. Dr. Ahmet İlkay Ceyhan