Birleşmiş Milletler’e (BM’ye) Yönetilen Eleştiriler

Kuruluş çalışmaları İkinci Dünya Savaşı sırasında başlayan ve galip devletler tarafından savaş resmen sona ermeden Haziran 1945’te kurulan BM, Milletler Cemiyeti’nden sonra kurulan ‘evrensel iddialı’ ikinci örgüttür. Benimsediği amaç ve ilkeler uhdesinde toplandığı yetkiler itibariyle uluslararası ilişkiler ve hukuk sisteminin merkezinde yer almak isteyen örgüt, küresel niteliğe ancak 1960’lardan itibaren ulaşabilmiştir. Aynı dönemlerde hüküm sürmekte olan Soğuk Savaş sinamiklerinin de etkisiyle iki süper güç ABD ve SSCB’nin büyük ölçüde belirlediği çalışmaları, öncelikle Güvenlik Konseyi’nin yapısı ve işleyişi nedeniyle kimi eleştirilere muhatap olmuştur. Öte yandan, bloklar arası güç dengesine dayalı Soğuk Savaşı anlayışı gereği fazla karşılığı olmayan bu türden eleştiriler, 1990’larla yeni bir görünüm kazanmıştır. Ortaya çıkan yeni güç dağılımı ve arayışları, İkinci Dünya Savaşı sonrasının güç dengesini yansıtan BM’de reform yapılması gerektiği düşüncelerini gündeme getirmiştir. Ne var ki, bu dönemde tartışılan ve günümüzde Türkiye gibi çeşitli aktörler tarafından zaman zaman gündeme getirilen reform çalışmalarından ciddi bir sonuç çıkmamıştır. Kaldı ki, 11 Eylül saldırılarının ardından iyice belirginleştiği üzere, ABD tek küresel süper güç olarak bu türden uluslararası yapılara farklı yaklaşmaya başlamış, bu da genelde uluslararası ilişkiler ve hukuk sisteminin özelde de BM’nin daha fazla sorgulanır olmasını beraberinde getirmiştir. Öte yandan, ABD içinden gelenler dahil bu tür kategorik karşı çıkış ve öneriler genelde geçici ve konjonktürel olmuştur.

        BM’nin temsil kabiliyeti daha yüksek, daha işlevsel, daha meşru vb. niteliklere kavuşturulması talepleriyse, açıkça görüldüğü gibi, temelde BM karşıtı değil özünde BM lehtarı yaklaşımlardır.Bunun temel nedeniyse, tüm dünya devletlerini bünyesinde toplayan BM’nin uluslararası toplum adına faaliyet gösteren meşruiyeti en yüksek tek küresel örgüt olması ve bu özelliğin büyük-küçük tüm devletler tarafından bir şekilde anlamlı veya gerekli görülmesidir. Kısacası BM, yapısı, yetkileri ve işleyişine yönelik onca eleştiriye  rağmen yüksek bir meşruiyetie sahip olmaya devam etmektedir. Buysa reform çalışmaları başarıya ulaşsın ya da ulaşmasın BM’nin varlığını bir şekilde sürdürmesine olanak sağlamaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: