İfk Hadisesi (Olayı) Nedir? İfk Hadisesi Hangi Surelerde Anlatılmıştır?

İslam tarihi için hiç şüphesiz İfk Hadisesi ya da İfk Olayı önemli bir yer kaplamaktadır. Zira Kuran-ı Kerim’de de bu olay yeterince yer bulmuştur. Peki İfk Hadisesi nedir? İfk Hadisesi hangi surelerde anlatılmış, hangi surelere konu olmuştur? Tüm yönleri ile İfk Hadisesi.

Kafirler ve münafıklar, Müslümanların arasına nifak sokmak için çok fazla çabalamışlardır. Medine’ye bir sefer dönüşü, Hazreti Ayşe’ye ihtiyacı için kafileden ayrılıp bir yere gidiyor. Döndüğünde bakıyor ki gerdanlığı üzerinde yoktur ve almak için geri dönüyor alıp geldikten sonra müslümanların olmadığını ve kafilenin uzaklaştığının farkına varıyor. Fakat elimden bir şey gelmiyor. Peygamber her zaman kafilenin arkasından kalan birisi var mı diye bir adam göndermektedir bu seferde sahabelerden Safvan adında bir sahabiye kafilenin gerisine gönderiyor Safvân gittiğinde Hazreti Ayşe’nin orada çaresizce beklediğini görüyor onu oradan alıp kafileye yetiştirmek için gidiyorlar. Fakat gittiğinde çeşitli dedikodular çıkıp “Peygamberin eşi bir kadınla yalnız nasıl kalabilir” gibi dedikodular ortaya yayılıyor bunun üzerine bir şey yapmadığı olmadığını söylense bile insanların dedikodusu dinmiyor Hazreti Ayşe uzun bir süre yalnızlık çekiyor. Kendisinin mutlaka haklı olacağına inanarak sabrediyor. Babası Hazreti Ebubekir ve Peygamber karşısına geçip. Tövbe etmesini söylüyorlar fakat Hazreti Ayşe “tövbe etmeyeceğim üstüme alınmayacağım benim bu hadisede hiçbir suçum yoktur” diyerek kendisini savunuyor. Bunun üzerine Peygamber gidecekken kendisine vahiy nazil oluyor Hazreti Ayşe bu durumu şöyle anlatıyor, “kendisine her zamanki vahyi aldığı halde olduğunu fark ettim hemen başının altına bir yastık koydum ve onun beklemesi için müsade ettik kendisine vahyi geldikten sonra benim suçsuz olduğum anlaşıldı.” “Ben kendimi Allah nezdinde ayet indirilecek bir kişi olarak görmüyordum” diyerek rivayet etmiştir. bunun üzerine Nur Suresi 11-18 ayetleri nazil olmuştur.

﴾11﴿ O iftirayı atanlar içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, aksine bu hakkınızda hayırlıdır. Onların her biri işlediği günahı yüklenecektir. İçlerinden günahın büyüğünü üstlenen için ise büyük bir azap vardır.

﴾12﴿ Bunu işittiğiniz zaman mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında hüsn-i zan beslemeleri ve “Bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

﴾13﴿ Bu iddialarına dört şahit getirseler ya! Şahit getiremiyorlarsa onlar, Allah nezdinde yalancıların ta kendileridir.

﴾14﴿ Eğer dünyada ve âhirette Allah’ın lutfu ve rahmeti hep sizinle olmasaydı içine daldığınız günah yüzünden size büyük bir azap gelecekti.

﴾15﴿ Çünkü siz, iftirayı dilden dile yayıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz; bunu da önemsiz sanıyorsunuz; halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.

﴾16﴿ O kulağınıza geldiğinde “Bunu konuşmak bize yakışmaz, fesübhânallah, bu apaçık bir iftiradır” deseydiniz ya!

﴾17﴿ Eğer gerçek müminlerseniz Allah size, bir daha asla böyle bir şey yapmamanızı öğütlüyor.

﴾18﴿ Allah size âyetleri açıklıyor; Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir