İhtiyaçlar ve İstekler

Hayatımızda sıklıkla bazı kavramların birbirleriyle çatıştığını, asla uyum sağlayamadıklarını görürüz. Bu kavramlar kişinin kendi içinde olan kavramlardır. Örneğin ihtiyaç ve istek kavramı. Bu iki kavram, sürekli birbiriyle çatışma halindedir. Sevap ve günah; ahlak ve ahlaksızlık, tatmin ya da doyumsuzluk, haz veya memnuniyetsizlik hemen hemen çoğu zıt kavram, ihtiyaç ve istekten türemiştir.

Örneğin bir Müslüman için, cennete gitmek inancının bir gereği dolayısıyla ihtiyaçtır, günah işlerde cennete girme ihtimali ne olur? Azalır. Fakat günah nedir? Çoğu zaman yorumcular bunu “nefs” diye adlandırırlar. İnsan için gereklidir ama bu dünya için güzeldir onlar, öbür dünya için değil.

İhtiyaçlar bir nevi dizginleyici otoritelerdir; taşkınlığı ve ileri gitmeyi engellerler. İsteklerle ne kadar çatışıyor olsa da düzenleyici bir kimliği vardır. Örneğin devletler güç sahibi olmayı ister mi? Güç istenci ile hem devletler hem de insanlar bastırılmış bir istek olsa da güce ulaşmayı arzularlar. Güç sahibi olmak isteyen devlet ne yapar? Kendisini başta askeri olarak güçlendirir, ekonomisini ve konumunu iyileştirir fakat aynı zamanda başka ülkelerle de arasını iyi tutması gerekir. Komşularla ya da başka devletlerle arasını iyi tutması bir devletin ihtiyacıdır. İsteğe ulaşmak için uyması gereken bir nevi kurallar bütünüdür. Savaşlar taraflardan birinin ihtiyaçlara uymaması ile başlar her zaman.

Öte yandan bu iki kavram arasında beklenti ve sonuç ilişkisi vardır. Örneğin mağazada bir elbise gördünüz ve çok hoşunuza gitti almak istiyorsunuz ama akşama arkadaşlarınızla bir kafede buluşmak için söz verdiniz. Elbiseye para verseniz, akşama ezilip büzüleceksiniz. Yani ihtiyacınız isteğinizin önüne geçerek, sizi o davranışınızdan alıkoyuyor. Yani bir tarafta istenilen var öbür tarafta ise karşılanması gereken.

Maslow, bu noktayı iyi özetler, İhtiyaçlar Hiyerarşisinde üçgenin en temelinde fizyolojik ve biyolojik İhtiyaçlar, orta ve üst kısımlarında ise güvenlik ve kendini kanıtlama gibi türlü ihtiyaçlar vardır.

İnsan hep bu iki kavramın dilemmasını yaşayarak bir ömür geçirir. Aslına bakarsanız ihtiyaç, bambaşka bir kavramdır.