Kitabın Kutsallığı

Kitap veya bir bilginin, tarifin ya da kurma bir olay örgüsünün bir kağıt üzerine yazılmış olması, her şeyden evvel itibar demektir. Kağıda yazılmış her türden bilgi veya içerik saygıya muhtaçtır. Kağıt kutsaldır çünkü. Örneğin kağıda kaleme hürmet etmeyen bir öğrenci, çalışan, işçi veya herhangi bir insanın başarılı olamayacağına dair bir inanç vardı bir zamanlar. Kağıt yerde bırakılmazdı. Nasıl ki ekmek yerde bırakılmaz ayak altında tutulmazsa öyleydi işte.

Kitap kutsalımızdır diye bir yazı yazmak gerekir her kitapçının, her kitabevinin ve kitap okumayı seven herkesin odasına, odasının girişine, çalışma alanına veya satış yapılan tezgahlara, kasaya da olabilir. Kutsallık yalnızca dini olan şeylerin yüceliği anlamına gelmiyor. Kitap gibi değerli nesnelerin de bana göre bir kutsallığı ve anlamı var. Mükemmel bir şey; insanın kendi elleriyle yazmış olduğu, fabrikasyon ile çoğalan bir şey ne kadar değerli oluveriyor.

Örneğin sizi yarı yolda bırakmayan, kötü günlerinizde size hep arka çıkmış dostlarınız sizin için değerlidir değil mi? Ekmek gibidir; su gibidir ve siz hep onlara ihtiyaç duyar, her zaman onların yanınızda olmasını ister ve onları yanınızdan hiç eksik etmek istemezsiniz. Kitaplar da öyledir. Kitaplara da ihtiyaç duyulur ve insan kitapları da yanı başında eksik etmemesi gerekir. İnsan sevdiği dostlarını nasıl el üstünde tutuyor ve onlara saygı duyuyorsa aynı şekilde kitaplara da saygı duyması gerekir.

Kitaplar cansız olduklarından veya konuşamadıklarından dolayı değersiz olarak görülmemeliler zira kitaplar da cansız dostlarımız, sessiz arkadaşlarımızdır. O yüzden nerede yerlerde bir kitap görürsek kaldırılalım yerden. Göz önüne çıkaralım. Belki biz okumayız, bi başkası da okumaz ama her kitabın bir okuyucusu vardır. Üçüncü kişi etkisi budur çünkü.

Kitabın kutsallığı burada yatar. Kitaplar velinimettir ve kitaplar da kutsaldır. Kitaba olan hürmetimizi hiç kaybetmemek, her zaman iyi kitaplarla karşılaşmak dileğiyle. İyi okumalar.