İnsan Haklarının Doğuşu ve Gelişimi

İnsan onuru korumayı temel alan insan hakları anlayışı, bugün ulaştığı düzeye gelinceye kadar tarihsel süreçte evrilerek ilerlemiştir. Bu gelişimin tarihsel ve felsefi haklarının gelişiminde bir başlangıç noktası olarak ele alınmaktadır. Ancak bu durum Doğu’da insan haklarının olmadığı ve benimsenmediği anlamına gelmemektedir. Bir diğer ifadeyle, Doğu’nun da, Eski Çİn uygarlıklarındaki uygulamalara kadar, birçok düşünce sistemi ve inanış ile insan haklarının gelişimine katkıda bulunduğu söylenebilir. Ancak özgür düşünüşünve hümanizmin kökeni, Eski Yunan Uygarlıkları olarak Kabul edilmektedir. Dolayısıyla da, insan hakları konusunda yapılan tüm çalışmalarda, düşünsel arka planın, Eski Yunan’dan başlayarak ilerlediği şeklinde bir görüş hakimdir.

Eski Yunan’da özellikle M.Ö. VI. Yüzyılda ki ekonomik ve toplumsal gelişmeler çerçevesinde, demokratik düzenin tesis edildiği bir ortamda, doğrudan insan ve toplum sorunlarını merkezine alan Sofizm ve Stoizm gibi düşünce akımları doğmuş ve bu akımlara mensup olan veya olmayan Sokrates,Plato, Aristo, Zenon gibi düşünürlerce devlet, yönetim sistemleri, hukuk kuralları gibi konuların yanı sıra insan hakları konusunda da düşünsel bir alt yapı hazırlanmıştır. İlk çağları takiben kilise ve feodalizmin etkisinde yaşanan Orta çağ döneminin ise, insan haklarına yönelik herhangi bir Thomas Aquinas ve Padovalı Marsilius’un devlet iktidarının sınırlandırılması ve bu iktidara karşı insanın bazı haklara sahip olduğuna ilişkin düşünceleri ile önemli bir açılım getirdikleri söylenebilir. Batı Avrupa düşünce hayatının, kilisenin kısıtlayıcı,baskıcı müdahalelerine maruz kaldığı bu dönemde, İslam dünyasında İbn Rüşs, İbn Haldun, Farabi gibi düşünürlerce devlet iktidarını birey ve toplum lehine sınırlamaya, adalete, barışa, insanları gerçek mutluluğa ulaştırmayı amaçlayan toplumsal dayanışmaya, evrenselliğe vurgu yapıldığı görülmektedir. Yeniçağda yaşayan düşünürlerin kuramları ise, doğrudan insan hakları öğretisine vücut verecek açıklıktadır. Bu dönemin düşünürlerinden Jean Bodini Thomas Hobbes, Jean Jacques Rousseau ve özellikle John Locke, devleti sınırlayarak bireylere bir özgürlük alanı açma eğilimindedirler.

İnsan hakları kavramının ortaya çıkışı ve gelişiminde felsefi gelişmelerin yanı sıra bazı önemli olaylar sonucunda Kabul edilen belgelerin de etkisi olmuştur. Bunlardan ilki 1215 yılında, İngiltere’De Kral Yurtsuz John ile feodal soylular arasında varılan ilk anlaşma olan Magna Carta’dır ve ilk defa kralın yetkilerine karşı soyluların birtakım haklar talep ettiği bir akit niteliğindedir. Magna Carta’yı, 1628 Tarihli Haklar Dilekçesi, 1670 tarihli Habeas Corpus Akti Bildirisi, 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi takip etmiştir. Bunlardan sonuncusu önemli bir dönüm noktasını teşkil etmiş ve insan hakları özellikle bu tarihten sonar tüm Btaı ülkelerinin anayasalarında yer almaya başlamıştır.

19. yüzyıla gelindiğinde, bir yandan temel insan haklarına ilişkin bir takım düzenlemelere gidilirken diğer yandan da Sanayı Devrimi’yle birlikte sosyal, ekonomik ve siyasal hakların geliştirilmesi ve devletin bu alanlardaki sorumlulukların genişletilmesi yönündeki talepler şiddetle savunulmaya başlanmıştır. 20. Yüzyıl ise, insan hakları doktrininin en geniş biçimiyle formule edildiği dönem olmuştur. Bu yüzyılda klasik haklar genişleyerek devletlerin anayasalarına yerleşmiş ve uluslararası alanda da, özellikle BM’nin etkinliği sayesinde, insan hakları artık evrensel bir nitelik kazanmya başlamıştır. 1945 sonrası uluslararası düzende, öncelikle BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin ilanı, daha sonra Amerika, Avrupa, Afrika ve Asya-Pasifik’de bölgesel insan hakları rejimlerinin doğması, uluslararası insan hakalrı hukukunun gelişimini hızlandırmıştır. İnsan Haklarının gelişim süreci, BM’nin Evrensel Beyanname’nin dışında birtakım sözleşmelerle insan hakları konusunda bir mevzuat oluşturmasının yanı sıra, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği gibi bölgesel örgütler nezdinde oluşturulan mevzuatlar ve denetleme mekanizmalarıyla ilerlemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir