Kağıt, Kalem ve Yağmur

Karanlık bir vadi
Uçsuz bir uçurum
Tekin çalılıklar arkasında
Tenha sinsilikler var
Gece, hiç olmadığı kadar zifiri
Uzaklarda akan derenin uğultusu
Bacaları yoklayan bir rüzgar var
Mumlar korkak ve heyecanlı
Bir fırtınanın habercisi,
Titrek kalemler
Bu gece hiç yazmak istemiyorcasına
Sıkkın, bıkkın ve gergin
Boynu bükük kalmayı istiyorlar masada,
Gaz lambasıyla beraber.

Tahta ev, homurdanarak gürlüyordu,
Yağmur, yağmur bu eve hiç iyi gelmezdi
İyi bilirdi,
Başına gelen yağmur temalı felaketler
Evi canından bezdirmişti doğrusu,
Çok geçmeden şimşekler çakmaya başlamıştı,
Uzaklar yakın oluyor,
Karanlıklar aydınlığa kavuşuyordu.
Penceredeki minik damlalar
Yıllardır silinmeyen camları
Usta hareketlerle okşuyordu,
Gecenin bitmesine henüz çok vardı,
Üstelik yağmurun hiç dineceği de yoktu.
Biraz daha şiddetini artırmıştı yağmur,
Ya arabada,
Yada evin penceresinin önünde olmak gerekirdi
Böyle bir yağmurda
Bıkkın kalemler
Yağmurla birlikte yeniden ayaklandılar
Bir şeyleri yazmak istiyorlardı,
Ebedi dostu kağıdı da hemen yanıbaşındaydı
Her şey hazırdı
Düşünceler, sözler ve bir dizi eylem
Bu an için,
Gereken hiçbir şey unutulmamıştı,
Yalnız ev biraz rahatsızdı bu durumdan
Ama
O da dinlemeye,
Şahit olmaya hazırdı yazılacakları.
Kalem, hassas bir elle kavrandı
Kağıt, önce kaleme eğildi saygıyla
Sonra, kalemin sahibine
Ve işte o zaman
Her şey yeniden başlamıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: