Osmanlı Zamanında Gazi Kime Denirdi?

Günümüzde bazı anlamlar ve bazı kavramlar değişmeye, genişlemeye ve bozulmalara maruz kalmıştır. Bunları galat-ı meşhur olarak bir çatı altında derleyebiliriz. Bu galatlardan biri de gazi kelimesidir. Gazi kelimesi, Arapça ‘gaza eden’ anlamına gelir. Osmanlı’nın kurulduğu ilk yıllarda gazi olmanın şartları belirlenmişti fakat bu kurallar yazılı olmayıp sadece söylenegelmiş ve geleneksel kavramlardı. İslamiyet ile beraber gelen ‘cihat’ anlayışı da gazi kavramının doğmasında etkili olmuştur. Gazi, günümüz şartlarına göre savaşta, cephede ya da askerde yaralanan, kolunu, bacağını ya da herhangi bir organını kaybeden kişiler için kullanılmakta. Sözünü ettiğim gazilik kavramının değişime uğramadığı zamanlar daha çok Bizans sınırına akınların yapıldığı Osmanlı’nın kuruluş yılları, Osman Gazi, ya da Ertuğrul Gazi zamanlarıdır. İşte gazi olmanın şartları;

1-) Anne babasının rızasını almak.

2-) Ganimet malına ihanet etmemek, ganimeti gizli olarak almamak, ortaya koymak.

3-) Üzerinde borç olmamalı, borçsuz olarak gaza etmeli.

4-) Ailesinin geçimi için nafaka bırakmalı. (Savaş süresi kadar)

5-) Gaza süresinde kendini geçindirebilecek kadar bütçesi olmalı.

6-) Gaza faaliyetlerine katılabilmek için hükümdarın sefer iznini beklemeli. Kendi başına buyruk hareket etmemeli.

7-) Silah arkadaşlarıyla dayanışma içinde olmalı. Uyumlu olmaya dikkat etmelidir.

8- ) Yolda kimseyi incitmemelidir. (seferde)

9-) Savaştan kaçmamalı, zira İslam dininde savaştan kaçmak büyük (kebair) günahlardandır.

 

*Gazanın amacı Peygamber Efendimizin (sav) yolundan gitmektir.

 

 

Kısaca gazi deyimi de kullanımında değişmeler yaşamıştır. Fakat şimdiki gazi deyimi hepten yanlıştır demek olmaz. Ne demişler galat-ı meşhur, lügat-ı fasihten evladır.