Sevince Tüm İnsanlar Bir Başka

Erkin Koray’ın bir parçasından bir söz: Sevince tüm insanlar bir başka. Gerçi sevince dünya bir başka, sokaklar bir başka, denizin veya uçsuz bucaksız bir bozkırın anlamı çok başka. Bir manaya kavuşuyor her şey. Öyle bir mana ki bu sizi ayakta tutuyor, kalbinizi genişletiyor, nefes alıp verdiğiniz her an, şükrediyorsunuz Allah’a size sevme nimetini verdi diye. Dünyalar kadar nefes alsanız sanki, yine de o nefes size yetmeyecek gibi, sanki nefes almayı unutmuş gibi hissedersiniz kendinizi.

Sevince ne kadar güzel bir dünya var. Ne hırsızlıklar, ne bozulan bir ekonomi ne de can sıkan toplumsal vakalar ne de çevre kirlilikleri hiçbir şey gözünüze sevginizden daha önemli gözükmüyor. Sevgi, safi olunca kalpte, gönül her şeyi güzel görmek istiyor; beyin her görüleni iyi algılamak istiyor. Hayatınızda aksaklıklar mı var? Sevginize mani olmayacak her aksaklık makbulunüzdür. Ya da can sıkan çalışma ve kariyer muhabbetleri mi? Sevginizi engelleyecekse kariyer ne önemi var.

Sevgi bambaşka. İnsan sevince çoğu şeyi daha iyi anlıyor. Örneğin yeni yeni ayağa kalkmaya başlamış, günahsız çocuklar hiç olmadığı kadar sevimli; gözlerini henüz açmış yavru kediler dünyalar tatlısı; ölümüne belki yıllar belki aylar kalmış ihtiyar bir insanın gözlerinde şefkat, hiç göremediğiniz şekilde anlamlı gelir. Sevmek bir şeyleri anlamlandırmak demektir. Anlam veremediğiniz şeyleri de sevgiye yormaktır.

Sevgi eksenli, aşık olma temalı bir dünya yaşamak ve o dünyanın içine hiçbir kötü insanı koymamak, kötü olayları def etmek demektir sevmek. Sevince bahar gelir, arkasından yaz; tabiat canlanır ve meyvelerini size sunar; ilkin besler sizi ardından mükafatını verir. Sevgi doyumsuzdur, Neşet Ertaş’ın da dediği gibi:

Sevmeye doyulur mu? Canana doyulur mu?