Siyasal İslam Nedir? Türkiye’de Yükselişi ve Tarihi

Siyasal İslam veya İslamcılık. İslamın mevcut karar ve hükümlerinin bir devletin yasama, yürütme ve yargı gibi en temel organlarında etkin bir şekilde belirgin hale gelmesi, kişisel yaşantının dışında İslamın devletin çeşitli kademelerinde kılavuz rolü üstlenmesi anlamlarına gelen bir politik ve ideolojik düşüncedir.

Siyasal İslam, özellikle Demokrat Parti sonrasında güçlenen sağ kesimin siyasi alandaki nüfuzu ile Türk siyasi tarihinde önemli bir yer edinmeye başlamış, Milli Nizam Partisi sayesinde de parti programı olarak belirlenmiştir. 12 Eylül 1980 darbesi ile sekteye uğrayan siyasal İslam, bu tarihten sonra hızlı bir biçimde Türk siyasi tarihinde yer edinmeye başlamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını takip eden süreçte 1924 yılında tekke ve zaviyeler kapatılmış ve Türkiye, laik bir sisteme adım atmıştır. Bu, Türkiye’de siyasal İslamın çöküşü olmuş, siyasal İslam Demokrat Parti’nin iktidara gelmesine kadar olan 30 yıllık süreçte fetret devri yaşamıştır.

Siyasal İslamın modern Türkiye’de başlangıcı olarak pek çok tarihçi II. Meşrutiyet’in ilanını örnek göstermektedir. Öte yandan Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtarmak amacıyla ortaya atılan Osmanlıcılık ve Ümmetçilik gibi politikalar da İslamcılığın bariz örneklerini teşkil etmektedir.

Türkiye’de Yükselişi

Siyasal İslam, başta politika olmak üzere kültür, askeriye ve daha pek çok alanda İslamın gölgesinde biryönetim şeklinin benimsenmesi demektir. Bir anlamda ”teokratik” düzeni savunan Siyasal İslam, günümüzde iktidar partisi tarafından ”Neo-Osmanlıcılık” politikası altında hayata geçirilmektedir.

Siyasal İslam, başarılı olmuş bir sistem midir yoksa demokratik ülkelerin konjonktürel bir eğilimi mi? Bu soru, elbette ki çeşitli bakış açıları geliştirilerek ele alınması gereken bir konu. Siyasal İslamın bu zamana kadar başarılı olduğu tek bir ülke göstermek mümkün değildir? Zira siyasal İslam, gerek ekonomik model, gerekse günümüzün çok yönlü dünya düzenine göre uygulanması oldukça zor olan bir sistemdir.

Siyasal İslam, ayrıca insanları duygusal açıdan sömürmeye oldukça müsait bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. Dini, siyasete alet etmek başlı başına bir hata iken işin içine suistimalin girmesi, siyasal islamı çok daha karmaşık bir yapı haline getiriyor.

İslâmcılığın çeşitli yazar ve düşünürlere göre tanımına bakıldığında İslamcılık bir ideoloji olarak karşımıza çıkmaktadır.

  • Şerif Mardin’e göre “ideolojik İslâm”dır.
  • Mardin “İslâmcılık bir ideoloji, iktidarı amaçlayan bir dünya görüşü, bir hayat nizamı ve tasavvufî anlayıştır”
  •  “Siyasal İslâm’ın İflâsı” kitabının yazarı olan Olivier Roy da İslâmcılığı, “İslâmı siyasal bir ideoloji olarak algılayan bir çağdaş hareket” olarak betimlemiştir.

Baas Partisi ve Siyasal İslam 

Sosyalizm ve sekülerizmi temel prensibi olarak belirleyen Baas (yeniden doğuş) ideolojisi toplumsal eşitsizliğin azaltılması, özel mülkiyetin kısıtlandırılması, yerli ve yabancı büyük özel firmaların kamulaştırılmasını amaçlar. Fakat Baas ideolojisi İslam dinini Arap milli kültürünün temel ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul eder. Baas, bu yönden siyasal İslamın vücut bulmuş örneklerinden bir olmuş hatta Mısır ve Suriye arasında 1 Şubat 1958’de Birleşik Arap Cumhuriyeti adı verilen bir birleşme yaşanmış fakat bu birleşme 3 yıl sürmüştür.

Detaylı bilgi için: Baas İdeolojisi

İslamın siyasete karışması geçmişte ne yarar sağladı ki şimdi ne yarar sağlasın? Siyasetin kirli yönlerine İslamı karıştırmak ona zarar vermekten başka neye yarar ki? İslamı siyasete karıştırıp bundan rant ve fayda elde etmeyecek bir kişi var mıdır? Bu sorulara yanıt bulmadan önce siyasal İslamı ”yararlı” bir şey olarak görmek büyük bir yanılgı olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir