Siyonizme Destek Veren Müslümanlar

Siyonizme gizli destek veren birçok Müslüman siyasetçinin yanında, desteklerini gizlemeden açıklayan Müslüman siyasetçiler de vardır. Bunlardan biri de İran Şahı Nasreddin Şah‘ır.

1873 yılında, İran şahı Nasreddin Şah, gerçekleştirdiği Avupa seyahati sırasında aralarında Sir Moses Montefiore’nin de bulunduğu Britanyalı Yahudi liderleri ile bi araya geldi. Görüşme sırasında, İran şahı Yahudilerin toprak satın alarak burada Yahudi halkı için bir devlet kurmalarını tavsiye etti. (1)

Bugünkü Ürdün kraliyet ailesinin atalarından ve Osmanlı’ya karşı Arap direnişinin lideri Hicaz Emiri Şerif Hüseyin, Birinci Dünya Savaşı sırasında, ‘bu ülkenin kaynakları bakir topraklardır ve bu Yahudi göçmenler tarafından (Avrupa’dan getirecekleri teknoloji ile) işlenecektir” demiş ve Yahudileri ”abna ihalasliyin” yani topraklarının öz evlatları olarak adlandırmışır. (2)

Hiçbir zaman hayata geçirilmeyen 1919 tarihli, Faysal-Weizmann Antlaşması’nda, Şerif Hüseyin’in oğlu Emir Faysal, ”Onların (siyonistlerin) ulusal arzularının gerçekleştirilmesinin en emin yolu, Arap devletlerinin ve Filistin’in gelişmesinde mümkün olan en yakın işbirliği yoluyladır” diyen bir bildiriye imza attı.

Faysal’ın 1919 yılında ”Araplar, özellikle de aramızdaki eğitimli kişiler, Siyonist harekete en derin sempati ile bakarlar. Yahudilere evlerine kalpten bir hoşgeldin diyeceğiz. Hep birlikte ıslah edilmiş ve özden geçirilmiş bir Yakın Doğu için çalışıyoruz ve iki hareket birbirini tamamlıyor. Yahudi hareketi emperyalist olmayan, milliyetçi bir harekettir. Nitekim bu iki hareketten hiçbirinin diğeri olmadan gerçek bir başarıya ulaşabileceğine inanmıyorum.” sözleri hala Araplar arasında tartışılagelen bir konudur.

Günümüzde hala yayın hayatına devam eden El-Ahram gazetesi editörünün bu konu hakkındaki görüşleri Faysal’ın yazdıklaından çok da farklı değildi.

”Siyonistler, ülke için gereklidir. Beraberinde getiecekleri para, bilgi ve zeka ve belirleyici özelliklerinden olan çalışkanlıkları ile hiç şüphesiz ülkenin yeniden canlanmasına katkıda bulunacaklardır.”

Tüm bu açıklamalar gösteriyor ki Araplar ya bu konuda oldukça iyi niyetliler ya da gerçeği görüp yalan söyleyecek kadar kurnaz. Yanı başlarında kurulacak olan devletin ileride başlarına ne kadar büyük felaketler getireceğini bilseler ya da topraklarında çıkan petrolün ileriki elli yılda dünyanın en önemli siyasi meta olacağının farkında olsalar yine de İsrail’in kurulmasını destekler miydiler? Bu konular şimdiden iki taraflı ve tartışmaya açık. Gerçek olan şu ki İsrail, bölgede her geçen gün daha da belirleyici bir güç olarak karşımıza çıkıyor.

bkz. Kudüs’ün İsrail’in Yeni Başkenti Olması Üzerine 

bkz. Üç Aşamada İsrail’in Kurulması

bkz. Şerif Hüseyin 

bkz. Filistin’e Değil Mezopotamya’ya Yerleşsinler


Yararlanılan Kaynaklar:

(1) World Jewish Congress

(2) Al-Qibla, 23 March, 1918

(3) Hz. İbrahim’in Ayak İzlerinde Ortadoğu, Altan Tan, Çıra Yayınevi, s.294