Türkiye’de Okumuş Kitleye Olan Nefret

Ülkemizde dikkat çeken en önemli nefretlerin başında okumuş kitleye olan nefret geliyor. Özellikle sosyoekonomik açıdan belirli bir segmentte yer alan şehirlerde bu nefret belirgin bir şekilde kendisini belli ediyor. Okumuş ya da okuyan kitleye olan nefret, anlaşılması güç bir duygusal süreci ifade etse de altında yatan sebepleri okumak çok güç değil.

Okumamış insanların yoğun olarak yaşadığı yerlerde, okumuş insanlara yönelik bir baskının mevcudiyetini kabul etmek gerekiyor. Okuyan kitleye olan nefretin en büyük sebebi, okumamış kitlenin okumuş kitle tarafından yönetilmesi.

Okuyan insanlarda her türlü potansiyel tehdidi gören okumamış kitle, söz konusu okuyan kitleyi kendisine birer düşman ve kendi yapısal bütünlüğünü bozacak bir dış güç olarak görür. Özünde korumacı ve yerleşik düzenden yana olan okumamış kitle için okuyan kesim en tehlikeli düşmanların başında belir.

Okumaya giden bir öğrencinin eğitim sürecinde “bozulması” oldukça muhtemeldir. Söz konusu bozulma, aileyi de etkileyeceği için şüphe, her daim okuyanın üzerinde olacaktır.

Sebebinin ne olduğu her ne kadar bilinmese de okuyan kesim, okumamış kesim tarafından her zaman için “beyni yıkanmaya hazır bireyler” olarak yaftalanır. Söz konusu bu yaftalama, okuyan kitlede ufak bir değişim görüldüğü takdirde tasdik edilmiş olur.

Okuyanın özünü kaybedeceği inancının yaygın olduğu okumamış kitlede bu korku ve endişe hali nefrete evrilir. Nefret, tüm o korku ve endişe halinin paravanı olan bir maskedir.

Bunu en çok öğrenci evlerinde yaşayan bireylere malum semt ve şehirlerdeki insanların bakışından veya tutum ve davranışlarından kolaylıkla gözlemleyebiliriz. Mahalle ya da sokakta veya apartmanda bir suç işlense aslında suç atılacak ilk kişi öğrencidir. Öğrenci her suçu işlemeye hazırdır. Öğrencilerden nefret etmek gerekir çünkü yapamayacakları şey yoktur.

Bu inanç ve tutumların Türkiye’nin çoğu semt ve şehirlerinde yaygın olduğunu düşünürseniz, öğrencilerin üstündeki o müthiş tazyiki hissedersiniz. Bir süre sonra öğrencilerden de beklenildiği üzere hal ve hareketler gören okumamış kitle için bu bulunmaz bir fırsattır. Ellerine somut deliller geçen okumamış kitle, nefretini her fırsatta dile getirir.

Zaten özgür bir ortam ve durumun olmadığı ülkemizde bir de mahalle baskısı olarak adlandırdığımız bu nefret ortaya çıktığında öğrencilerden istediğimiz kadar verim bekleyelim. Bu verim bekleme uğraşı boşunadır.